27 Eylül 2007

bioshock

oyunu daha yeni oynamaya başladım... ama mekanları ve tipleri incelemekten oynamaya fırsat bulamıyorum...
görüntü, (şimdilik) bayıldığım bir ikiliye ait. küçük kız ve sadece kız korktuğunda saldırganlaşan koruyucusu... müzikler ve ses atmosferi de olağanüstü özellikle kızın hantal arkadaşla konuşmaları. ama ben sesi de kaydetmeyi başaramadım.
american mcGee's alice oyunundan sonra gördüğüm en "rahatsız" mekanlara ve atmosfere sahip bu oyun. (evet yıllar öncesinin sanitarium'u da "kırık" bir oyundu)
çok da fazla oyun bilmiyorum aslında; yani vardır daha bi kamyon rahatsız beyinlerden çıkma oyunlar...
rahatsız beyinlerden çıkma oyun dedim de; yıllar önce commodore64 için sanırım "byte" diye bi firma tarafından yazılmış "keloğlan" oyunu vardır ki ilk darbeyi ondan yemişimdir...
oyun "adventure" diye anılan bir türe dahil olmakla beraber tamamen statikti yanlış hatırlamıyorsam. hani yanıp sönen bi' obje bile yoktu. üstte sanki paint'te çizilmiş, neredeyse her bakımdan köşegen bir grafik altta da komutlar işte. yok batıya git, yok fareyi al (evet yahu fare de vardı, ne yapılıyordu acaba fare ile); o da cevap veriyor bazen, işte "doğudaki kapı kilitli " falan diyor ki doğudaki kilitli kapının anahtarını bulasın vs vs.
amaç elbette prensesi kurtarmaktı. öyleydi heralde?
odadan odaya gezip duruyordum. sıcak bir gündü. takılıp kalmıştım. hiç bir çıkış yolu bulamıyordum ve (türk olduğum için) "siktir git!" yazdım, akabinde sert bir enter!
"ben senin" diye cevap geldi.
al başına belayı. benim için (çocuk sayılırım, ortaokula falan gidiyorum) commodore64, üst teknolojik, hayranlık uyandıran bi'şey; oynadığım oyunlar da bana dahiyane geliyor... nedir şimdi bu sokaktaki murat-tur at tadında bir yaklaşım!
gerçekten affallamıştım; hiç unutmam o günü. oyun bir anda tüm karizmasını benimle denkleştirmişti. (o zamanlar çok saçma şeyler karizmatikti; önünde sağa sola yanıp sönen ışık olan siyah arabalar bile)
neden? çünkü o oyunu yapanlar da türk... düşünmüşler işte "ulan kesin biri bize dayayacak lafı önlemi şimdiden alalım" diye... her ne yazarsan yaz (rahat anlaşılsın diye ansiklopedi-bisiklet gelsin) "ben senin" diye cevap geliyor...
ne düşündükleri belli tabii; daha doğrusu neye küfür edilebilieceğini düşündükleri:)
bioshock'u unuturum belki bir gün ama keloğlan'ı asla unutmam.. bilgisayar denilen şeyden korkmamayı öğretti belki de bana:)



bir ara bioshock'la ilgili de bişeyler yazarım; önce oyunu bir bitireyim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder