aslında ilk yazı 25 ağustos 2005 tarihinde eklenmiş. hazmedilmesi(!) için bir buçuk sene kadar bekledim mi? yok; kimseyi "soğutmak" istemem ama o arada "gönülsüz ördek götün götün yüzermiş" atasözü ile alakalı bir araştırma yapıyor ve vatana millete hayırlı olmaya çalışıyordum. yani kemik yaşını bir yana bırakırsak, ters meditasyon'un bu gün birinci yılını tamamladığını söyleyebilirim.
ne işe yarar sayısal değerler :
yaklaşık 25 bin defa herhangi bir web tarayıcıyla gösterilmiş; yine yaklaşık 12 bin farklı internet bağlantısıyla ziyaret edilmiş.
p**no film nasıl tanınır isimli umberto eco yazısı epey popüler olmuş ama okunmuş mu bilemem; çünkü o yazıya ulaşanların neredeyse hepsi başka hayallerin peşindeydiler... belki üç beşi okumuştur?
en fazla google aramaları sonucu siteye ulaşılmış(4700); ardından limk.com üzerinden gelinmiş(740). blograzzi (224), facebook (197) ve blogcatalog (172) sonraki yönlendiren siteler. evet çok küçük rakamlar; aslında bir çok sitenin hatta blogun günlük ya da haftalık ziyaret sayısı ters meditasyon'un bir senelik rakamlarından fazladır. konuyla ilgili bir çalışma yapmayı düşünmüyorum ama... çok sayıdaki ahmak yerine az sayıdaki güzel insanın ziyaretini kesinlikle tercih ederim. (bir kompleks kokusu: yok canım; bir site çok ziyaret ediliyorsa çok sayıda ahmak ziyeret ediyordur gibi bir genelleme yapmıyorum; takip ettiğim, oldukça nitelikli ve çok ziyaret edilen bir dolu site - blog var zira...)
aslında şu konu beni rahatsız ediyor: en çok "meditasyon" ve "po**no" kelimeleri google'dan ters meditasyon'a taşımış insanları ve blog bu kelimelerle alakalı bir içeriğe sahip değil. yani bir anlamda gelen kişi aradığına ulaşamamış oluyor. bu rahatsızlığımı şöyle gidermeye çalışıyorum: karşılaştığı sayfalarda iğrenç şeyler yok! yani demek istiyorum ki, "mitokondri" diye aratıp p**no içeriğe ulaşmak gibi değil bu... p**no arayışı sırasında, bir umberto eco yazısı okumuşsa, sanırım onun için ekstra bir kazanç olur? "ne ulan bu, ıyy yazıymış" diye kapatıldığını düşünsem de...
tüm bu rakamlar gerçekten hiç önemli değil. ama feedburner sayacındaki rakam, rss ile takip edenler, işte onlar gerçekten önemli. çünkü onlar en azından bir kere, belki bir yazıyı ya da bir görseli beğenip, "ben şunu takip edeyim" diyenler. her eklediğim şeyden önce, "bak, izleniyorsun, adam gibi, en azından bir kişinin bile ilgisini çekmeyecek bir şeyse hiç uğraşma, kimsenin zamanını harcama" gibi bir düşünceyle hareket etmek zorunda kalıyorum. bundan hiç de şikayetçi değilim ve kendimi sınırlamış gibi hissetmiyorum. aksine, gayet hoş bir duygu bu...
tekip ettiklerini; yorumlarından, kendi bloglarında yazıp çizdiklerinden bildiğim (bağlantı verme, bahsetme, mim'leme - mim'lenme vs) ya da blog yazmaya başladıktan sonra keşfettiğim, lyn, hmf, goddess artemis, cahil peri, bembi, tekme tokat, cevval portakal, taylanov, inte, yiğit güneli , trofolo, pilaki, portlak, okyanustaki rüzgar başta olmak üzere herkese sevgilerimi sunarım. elbette takip ettiğini fark edemediğim ya da gözden kaçırdığım herkese de... google reader ile 193 blog ve siteyi takip ediyorum ama çok fazla yorum yazan biri değilim ve mutlaka benim gibi sessizce okuyanlar da vardır...
bir yıl içerisinde kullandığım görsel malzemelerin bir kısmı:








yaklaşık 25 bin defa herhangi bir web tarayıcıyla gösterilmiş; yine yaklaşık 12 bin farklı internet bağlantısıyla ziyaret edilmiş.
p**no film nasıl tanınır isimli umberto eco yazısı epey popüler olmuş ama okunmuş mu bilemem; çünkü o yazıya ulaşanların neredeyse hepsi başka hayallerin peşindeydiler... belki üç beşi okumuştur?
en fazla google aramaları sonucu siteye ulaşılmış(4700); ardından limk.com üzerinden gelinmiş(740). blograzzi (224), facebook (197) ve blogcatalog (172) sonraki yönlendiren siteler. evet çok küçük rakamlar; aslında bir çok sitenin hatta blogun günlük ya da haftalık ziyaret sayısı ters meditasyon'un bir senelik rakamlarından fazladır. konuyla ilgili bir çalışma yapmayı düşünmüyorum ama... çok sayıdaki ahmak yerine az sayıdaki güzel insanın ziyaretini kesinlikle tercih ederim. (bir kompleks kokusu: yok canım; bir site çok ziyaret ediliyorsa çok sayıda ahmak ziyeret ediyordur gibi bir genelleme yapmıyorum; takip ettiğim, oldukça nitelikli ve çok ziyaret edilen bir dolu site - blog var zira...)
aslında şu konu beni rahatsız ediyor: en çok "meditasyon" ve "po**no" kelimeleri google'dan ters meditasyon'a taşımış insanları ve blog bu kelimelerle alakalı bir içeriğe sahip değil. yani bir anlamda gelen kişi aradığına ulaşamamış oluyor. bu rahatsızlığımı şöyle gidermeye çalışıyorum: karşılaştığı sayfalarda iğrenç şeyler yok! yani demek istiyorum ki, "mitokondri" diye aratıp p**no içeriğe ulaşmak gibi değil bu... p**no arayışı sırasında, bir umberto eco yazısı okumuşsa, sanırım onun için ekstra bir kazanç olur? "ne ulan bu, ıyy yazıymış" diye kapatıldığını düşünsem de...
tüm bu rakamlar gerçekten hiç önemli değil. ama feedburner sayacındaki rakam, rss ile takip edenler, işte onlar gerçekten önemli. çünkü onlar en azından bir kere, belki bir yazıyı ya da bir görseli beğenip, "ben şunu takip edeyim" diyenler. her eklediğim şeyden önce, "bak, izleniyorsun, adam gibi, en azından bir kişinin bile ilgisini çekmeyecek bir şeyse hiç uğraşma, kimsenin zamanını harcama" gibi bir düşünceyle hareket etmek zorunda kalıyorum. bundan hiç de şikayetçi değilim ve kendimi sınırlamış gibi hissetmiyorum. aksine, gayet hoş bir duygu bu...
tekip ettiklerini; yorumlarından, kendi bloglarında yazıp çizdiklerinden bildiğim (bağlantı verme, bahsetme, mim'leme - mim'lenme vs) ya da blog yazmaya başladıktan sonra keşfettiğim, lyn, hmf, goddess artemis, cahil peri, bembi, tekme tokat, cevval portakal, taylanov, inte, yiğit güneli , trofolo, pilaki, portlak, okyanustaki rüzgar başta olmak üzere herkese sevgilerimi sunarım. elbette takip ettiğini fark edemediğim ya da gözden kaçırdığım herkese de... google reader ile 193 blog ve siteyi takip ediyorum ama çok fazla yorum yazan biri değilim ve mutlaka benim gibi sessizce okuyanlar da vardır...
bir yıl içerisinde kullandığım görsel malzemelerin bir kısmı:








15 yorum: