21 Ağustos 2008

ayna

birçok kişiye sorduğum bir soru var: "düşün ki her şeyden izole edilmiş bir yerdesin ve her şeyiyle (görünüşüyle kişiliğiyle her şeyiyle) seninle aynı biri var: senden bir tane daha var yani. onunla sevişir misin?" bu soruya "evet yahu, ilginç olabilir" diyen çıkmadı. "senden bir tane daha var" dediğim anda "ıyy!" diyen bile çıktı ama kimse kendisiyle sevişmeyi düşünmek bile istemiyor. kendi kendime sordum ve evet ben de kesinlikle istemem!

sorulur ya, hani şöyle bir şey: "en sevdiğin sebze, eşya, renk, ip iplik nedir?" diye... sonra da "ha işte bak kayısı dedin ya işte sen şusun; rende dedin ya aha da busun" diye kişilik analizi yapılır. maksat geyik olsun; kimse de ciddiye almaz zaten! benim sorumun öyle bir yanı da yok; yani biri "evet lan sevişirim lay lay lom ulan!" dese, "hah iştee!" diye bir karara varacağım falan yok hani... maksat geyik olsun klasmanında, sonuçsuz bir soru bu.. yine de insanı bir düşünce alıyor ama...

soruyu daha "gerçekçi" yapmak istediğinde biraz da bilmeceye dönüşüyor: "kendinle karşı karşıyasın; aynı anda aynı şeyi düşünüyor ve yapıyorsunuz; o kadar "sen" olan bir "sen" ile karşılaştın yani. ona ne yapabilirsin?" gibi bir soru. konuşmak zor, aynı anda aynı şeyi düşünen ve söyleyen iki insan ne konuşacak ki? hem senin bildiğin en zor tekerlemeyi bile tekrar edebilir! bu salak sorunun ilginç cevaplarından biri de öpüşmek; ya da dudak uçlarını dokundurmak? sonra da "çak bir beşlik" deyip avuç içlerini vurmak galiba?

normal şartlarda bu duruma en fazla bir boy aynasının önünde yaklaşabilirsin: tamam karşında ciddiye alınacak bir "kişi" yoktur elbette: o sadece yansıma. ama şöyle düşünsen: mutfağa kendine bir kahve yapmaya gitmeden önce boy aynasının hemen karşısına bir boy aynası daha yerleştirdin ve yansıman aynada kaldı diyelim? (maksat geyik olsun.) birbirine paralel iki ayna eğer ki mükemmel bir paralellik sağlanmışsa, birbirlerini sonsuza kadar yansıtacaklardır. en azından teorik olarak. o halde yansıman (yansı-adam!) karşısındaki aynadaki sonsuzluğa mı bakıyor olacak? daha neler! yansımanın karşısında onun da yansıması olacak elbette…

elindeki bir fincan sıcak kahvenin kokusuyla aynaların yanına geldiğine, o iki tipe baktın bir süre diyelim. (belli ki bir pazar günü oluyor tüm bunlar; böyle boktan işlerle iş - güç olmadığı zamanlar ilgilenir insan. televizyonda da bir şey yoktur falan filan...) işte, tiplere baktın ve birbirine bakan bu iki dingilin bir sonsuzluk koridorunun tam da ortasında dikilmekte olduklarını fark ettin. bir bok yedikleri de yok üstelik. defolup gitsinler bari? o kolay, en kolayı: zaten yoklar. şimdi sonsuzluk işte tam da orada ama nasıl olacak da göreceksin? tabii ki de olanaksızdır sonsuzu görmen; ama biraz olsun yaklaşılabilir.

çocukken, aynanın arkasındaki sırlanmış yüzeyi birazcık kazır ve bir başka aynanın karşısına geçerek, elimizdeki aynanın arkasından aynaların yansımasına bakardık. bir çocuk için kısa süreli ama müthiş bir eğlence…

aynalar arasında küçülsen, en küçük parçana kadar her parçanı yok etsen bile tek bir parçanın, sonsuzluğu görmeni sağlayacak gözün, sonsuzluğun tam ortasındaki engel olarak kalma zorunluluğu “şiirsel” gibi…

tüm bunlardan bir sonuç çıkarılabilir mi; yani “maksat geyik olsun” uyarılarına rağmen? şu nasıl: “her insan bir evren ise insanın gözbebekleri o evrenin kara delikleridir” etkileyici ama hiçbir işe yaramaz! bak, ama bu klasik budist öğretisi gibi: “kendini sev ama her şeyin arasına koyma” amin.

devamını göster

18 Ağustos 2008

tepelerden aşağı

*yaklaşık 200 400 site/blog, sansüre karşı dikkat çekici (radikal, ntvmsnbc vs) bir eyleme katılıyor bu aralar. blogger alt yapısını kullandığım için (mi?) bir türlü kapatamadım ben ama. kendi kendimin yobazı olayım, kendi kendime zarar vereyim istedim oysa! dediğim gibi beceremedim. üstte o mesaj belirdi tamam ama alttan devam ediyordu sayfa! ne anladım o zaman ben kapatmadan! tamamen susturacaksın ki bir şeye benzesin! (aslında biraz da isa'nın diğer yanağını çevirmesi gibi bu "deney"?) (sanki "evet lan, saçmalıyoruz, kendi geleceğimizi karartıyoruz" diyecekler? sanki daha da iğrenç kısıtlamalar gelmeyecek!) (şüphe: benjamin (lost be yahu) amcanın sistemi: "benim istediğimi yapacaksın ama bunu aslında sen istiyormuşsun gibi heyecanlanacaksın" yok, bu "deney" için demiyorum, aksi istikamette artabilecek eğilimler için diyorum) (ilk okul birinci sınıfta(?) ilk defa (benim "üff..süpermiş" diye salya akıttığım) "parantez" işaretini gösteren sevgili öğretmenim ülker hanımı saygıyla anmak istedim bir an) (tamam yahu)

* tutkuyla bağlı olduğum güzel ve yalnız ülkemin tüm olumlu sıfatlarına rağmen şizofrenik de olduğunu düşünüyorum; kafasının içinde bazı sesler var ve önünü bile göremiyor bu yüzden! (sanki ben görüyorum!) doğunun masalları, batının bilimi, doğunun yobazlıkları, batının ahlaksızlıkları, doğunun insan sevgisi, batının insan hakları tüm bunların haricinde bir de cepte taşıdığı orta asyadan getirdikleri! bunlara tamamen bağlı olarak yüzlerce yıldır devam eden "onlar-biz" ayrımının milyon görüntüsü...

*bebe bezini kamuflaj yapan reklamcı "toplumsal eğilimleri çözdüm, damardan vuraca'z!" demiş olabilir. hatta ona "gerektiğinde dallama da olacaksın" falan demiştir ustası. uykusuz'da (ellinci sayı ikinci sayfa) yazılanlardan duydum bunu: "bir pazarlama hınzırlığıyla bebeklerin altına bağlamaya çalıştığınız o kamuflaj deseninin fonunda son 15 yılda 2 milyonun üzerinde çocuk öldü. (...) bir bebek bezini savaş üniformasına çevirip para kazanmaya çalışan evy baby'nin yapış yapış hırsına alet olmayın" işte ben diyorum ki, o reklamda emeği geçen herkes, reklam yazarından ışıkçısına kadar sussun yahu! hiç konuşmasın.

*bir müzik videosu düşünürüm yıllardır, bu bebe bokuyla militarizm kokusunu (ya da bebe kokusuyla militarizm bokunu) tek potada eritmeye çalışan pis zihniyet aklıma getirdi. sadece şu fikir üzerine: "hepimiz çocukken masumuz" (elbette öyledir, şüphem yok zaten!) sorun "biz büyüdük ve kirlendi dünya" gibisinden: aklına gelebilecek her türlü "yetişkin" davranışını üç beş yaş arası bebeklerin yaptıklarını düşün. örnek vereyim ki miden kalksın: karanlık bir sokakta tecavüze uğrayan, kendini asan, bıçaklanan, coplanan (son dakika: kamuflaj bezle dolaşan!) falan filan bebeler... (peki ben manyak mıyım? yok değilim!) olsa olsa prodigy için "çok vurucu" bir müzik videosu olur diye hayal kurardım ve hatta yakınlarda radyokafa'nın yarışmasına göndereyim diye gaza bile geldim (nude isimli eser için düşündük hatta ve hatta) tüm english'çe zorluklarıma derman olmaya hazır ve "hadi yahu!" diye baskı bile kuran bir sevgili insan kişisine rağmen gaz olarak kaldı(ydı)..şimdi çıktı.

devamını göster

10 Ağustos 2008

tipitip 4

böylece tipitip koleksiyonu tamamlanmış oldu. bir ara pembo'ları da yayınlayacağım. ayrıca artist şarkıcı tayfası ve araba kolleksiyonları falanlar filanlar da var...

bu son bölümde 52 adet tipitip karikatürü bulunuyor. her defasında yazmak çok sıkıcı ama: görsellerin üzerine tıkladığında büyük halde görebilirsin..





















































diğer bölümler: 1 - 2 - 3

Share/Save/Bookmark

devamını göster