01 Ağustos 2008

kir pas : pis koku

bazı kavramlar çemberi tamamlar; en kötü ile en iyi, en çirkin ile en güzel, en günahkar ile en masum sırt sırta oturuyordur buna göre.

uzun zamandır böyle saçma bi'şey duymamıştım diyorsan, dur ama daha iki satır okudun yahu, derim sana. peşin hükümlü olmak gibisi de yok gerçi... ama bana biraz zaman tanımalısın!

diyelim ki elimizde bir hayali karakterimiz var, ismi de sinsican olsun; bu sinsican bir de o... çocuğunun teki olsun; işte tek derdi paradır, mevkidir, dünyayı ele geçirmektir şudur budur... eğer imparator ya da kral değilse yani güçlü değilse ve ne bileyim ruh hastası manyak değilse kısacası birazcık aklı varsa ne yapacak tabii ki de kendi o... çocukluğunun seviyesi ölçülerinde, o... çocukluğunu örtecek boyutlarda bir illüzyon yaratacak. başka çaresi yok! güzel ve masum insanlar arasında güzel ve masum bir insanmış gibi davranacak... bu işlerin böyle olduğunu bilmeyen de yoktur zaten! (yeni bir şey söylüyormuşum gibi davranmayalım bana...)

üstelik bunun yanına gitsen gizlice bir gece yarısı, yatağına çıksan, tepesinde bitiversen, tıpkı van helen elektro gitarı eşliğinde darth veder taklidi yapan marty mcfly gibi, "rööh!! bak sen o... çocuğusun! gerçek bir o... çocuğusun!" desen ve uzaklaşsan, sabahleyin bu kendini toparlayamayacaktır çünkü öyle bir noktaya gelmiştir ki, yarattığı illüzyona kendisi de kapılmıştır: "benim gibi bir pırlantaya, bir muhtereme yapılır mı yahu böyle şey" diye ciddi ciddi üzülür hatta!

canı cehennemine, üzülürse üzülsün, kimseye faydası yok psikolojik durumunun!

şuna inanmışımdır ki, tüm tarih boyunca en büyük o... çocukları (yani eeeen bir öz o... çocukları) kendilerini en iyi gizleyenlerdir. yani şimdi gönül rahatlığıyla hitler için, mussolini için, geçenlerde yakalanan sırp dangalak için, amerikan başkanı için, işte şunun bunun için tespitlerde bulunabilirsin; "tabii canıım" diye ortak paydada buluşup kadeh tokuşturup geçeceğin tespitlerdir bunlar. oysa o en başarılı(?) olanlar; işte onlardan bahsedemezsin! çünkü or... çocukluğu dereceleri o denli yüksektir ki, sinsican üstü sinsican olmak zorundadırlar!

iki nedenden ötürü isimleri geçmez onların: ya isimlerini zaten kimse bilmiyordur ya da işte en başta bahsettiğim çember durumunu öyle bir kullanmışlardır ki, azizler, gpırlanta gibi adamlar arasında, onlardan biri olup çıkmışlardır insanlığın gözünde...

"bu bilgi ne işime yarayacak? ne yapayım: çok sevdiğim, kıymetli bildiğim büyük adamlardan mı şüpheleneyim?" gibi bi'şey diyorsan sakin olmanı öneririm. tamam biraz şüphe hiç fena değildir ama paranoyaklığın da gereği yok! geçerli bir neden olmadığı halde sevmek ne kadar anlamlıysa, geçerli bir neden olmadığı halde nefret etmek de o kadar anlamlı.

dert ne peki?

"tamamen masum insanlara yönelik saldırı" oldu gecenlerde. (ne kadar da çok duyulan, her zaman duyulacak gibi duran bir cümle bu; ta hasan sabbah zamanlarından beri?) bir de şunu diyorsun ya boş bulunup: "yahu askeri hedeflere saldırsalar 'neyse', direk halka saldırdılar!" acaba nasıl bir 'oyun' ki bu? bu ne çeşit bir "üniformalıysa ölebilir; doğal..." sakinliği, nasırlanmışlığı ki?

diyor ki şu kitap bu kitap: terör, bir toplumun ayarını bozmaktır... kısacası bu! normal şartlarda kendi kendine giden şeyleri (huzur, güven, sessizlik, sakinlik vs) sarsmaya yönelik eylem falan filan... eh, bir eylem varsa onu eyleyen de vardır ve işte derhal terörist kavramı ortaya çıkıveriyor, gayet doğal! ama ona mikrofonu uzatsan, hangi enlemin boylamın "silahlı illegal üyesi" olursa olsun aynı şeyi söyleyecek: "ben terörist değilim!" nesin sen; konu uzar bu noktada: özgürlük savaşçısıdır, intikam samurayıdır, yeni bir dünyanın savunucusudur!

bir çok insan için (savaşlara katılmış, gerçekten neyin ne olduğunu bilenler için bile) (en azından itiraf edebilenleri için bile) anlaşılan ve anlaşılması gereken şey şu: katletmek demek insan öldürmek demek, katil de insan öldüren kişi demek... "şu durumda sayılmaz" diyebileceğin her durum elbette oldukça sık rastlanan bir insan durumudur çünkü şimdi gezmeye başlasan dünyayı, konuşsan "insan öldürmüş" kişilerle, sana tam da onu anlatacaklar; "evet öldürdüm ama..." hepsi bilir ki, aslında "katil" olmuşlardır; şu sebeple bu sebeple; gerekirse savaşta gerekirse tarlada... bir şekilde?

bir insanın öldürülmesi (katledilmesi) için yeterli bir "şart" olduğuna inanmak istemiyorum. bir ölümü haklı göstermeye çalışan biri olmayı hiç istemem ve insan öldürmüş birinin bu eylemini temellendirmeye çalışmasını da izlemek istemem! gerçekten zor bir durum! bir saldırganı (sokakta, evinde, savaş meydanında vs) "öldürmek zorunda kalan" her normal insan, bu zor hesaplaşma ile karşı karşıya kalıyordur: "katil mi oldum ben?" hem kendisinin hem de çevresinin "ruh sağlığı" açısından bir "üst değer" bulunuyor ya da uyduruluyor bu durumda. bir insanın ölmesini daha doğrusu bir insanın öldürmek zorunda kalmasını gerektirecek bir değer vardır mutlaka?

normal şartlarda, o bildik üçüncü sayfa cinayetlerinde bile sormana gerek yoktur: "katil mi oldun sen?" diye; elbette "evet..." diye başlayacaktır cümlesine ve mutlaka "...ama" diye devam eden bir cümle ile teraziyi (en azından psikolojik açıdan) dengeleme girişimi olacaktır. oysa çöp tenekelerinde, metroların kuytu yerlerinde, götlerinde, karınlarında bomba patlatan zavallılar (katil olmalarının yanında) "terörist" olduklarını hiç bir zaman kabul etmezler? muhtemelen bu etiketlendirmeden nefret ediyorlardır! onlar da "katil" ve çoook uzun "ama"ları var kendilerince: işte olmak istedikleri yer tam da orası! üstün bir amaca hizmet ederken falan filan...

o zaman terörist kim?

kim sorusunun cevabının belirsiz olması terör'ün doğasından kaynaklanıyor; bunu cevapladığında terör'ü bitirme şansın vardır! çünkü o tıpkı kadınla erkeğin arasını açan "yanlış anlama"dır, aileyi dağıtmaya yönelik sessiz telefondur: bir kere tespit edersen artık tüm dalaveresi de biter!

kimin tarafından yapılırsa yapılsın, yani bir organizma terörü sahiplense dahi terör kimliksiz bir olgudur. gerçek ötesi bir şey olarak algılanır terör. ayrıca içerdiği şiddetin boyutu düşünüldüğünde bu yabancılaşmanın dozu artar. her şeye rağmen meçhul bir şeye dönüşür terör. teröre maruz kalan, onunla 'savaştığını' öne süren kesim için de bu gereklidir. o da terörü cisimsizleştirir. karşıda daima yok edilmesi gereken bir düşman vardır. kısacası, çok şaşırtıcı bir paradoksla, terör, içerdiği somutluğa karşın soyuttur.
(toplumun içinden terör- h.bülent kahraman)

bombayı koyan, tetiği çeken hiç şüphe yok ki, bir yüksek amaca hizmet ettiğini düşünüyor; ama o zavallı alçağın eyleminin öncesinde ve sonrasında incelikle ya da ahmakça çalışan/çalışmaya devam eden bir dolu insan var... incelikle çalışanlar öncesinde duran(lar), işte terörist! çünkü onların intikamla, özgürlükle ya da her hangi bir "romantik" motivasyonla hareket etmedikleri kesin! bulduğunda, tabii bulabilirsen, karşına alıp sorsan, "evet ben teröristim" diyebilecek olan kişiler: en arkadaki o adam(lar).
bir de eylemin sonrasında çalışan ahmaklar var, terörden uzak, huzurlu bir dünyada yaşamak isteyen ancak sinsican'ların planlarına, amaçlarına uygun davranan ahmaklar... çok basit iki örnek:

-"youtube'da (mutube'da işte bir yerde) fişmekan bir angut, falanca kurumumuz hakkında video yayınlamış dostlar! duyan duymayan kalmasın! hadi birlik olup youtube'dan bu videoyu sildirelim!" bu tür bir dolu mesaj, mail, cart curt aldım; bana ne yahu! senin gibi heyecanlı gençler olmasa nasıl haberim olacak benim saçmasapan bir power-point videosundan? saçma bir şey gördüğünde "siktir lan dangalak" deyip geçmek ve ciddiye almamak daha mantıklı değil mi? dünya bizi o şekilde tanımasın, diyorlar; bu "ben yüzeysel bir salağım" demenin uzun hali: s e n dünyayı youtube'dan (mutube'dan) tanıyorsun onlar değil! ha madem öyle, sen de hazırla bir video, müziğine, konseptine, grafiklerine özen göster, seninki daha çok izlensin!

-"kan ağlıyoruz iki yaşındaki bebeyi toprağa verirken muhabirimiz sinir krizi geçirdi!" bir sike derman olabilecek beyin hücresine sahip bir tane adam çıksın ve ana haber bültenlerinde müzik, dublaj ve rol kesme olaylarına son versin! kurgusal olan her şey sanata dairdir; hayata dair hiç bir şeyi süsleyemez haberci! düpedüz yavşaklık! on yıl sonrasının, yirmi yıl sonrasının, sana, çocuğuna bıçak çekip, evine giderken kanını dökecek gençlerini* yaratıyor beyinsiz inekler! ciddi bir adamın, düz bir şekilde günün olaylarını anlatması, haber vermesi yetmiyor mu? ana haber bültenine reklam alan zihniyet insan ölümlerinden para umuyor demektir ve bunun gerçekten de amerikan tarzı bir soysuzuk olduğunu o işi yapanlar da itiraf edeceklerdir!

daha bir dolu düşüncesizce ortaya çıkan "boş bulunma" örneği var... terörize olmuş reaksiyonlar, davranışlar. bak o arkadaki "terörist" ne diyor: "omzundan sars karanlıkta. yönünü kaybetsin. sadece hisleriyle kalsın!"

şu kesin: terör kavramında bir bokluk var. yalnız başına terör kavramı bile teröre hizmet mi ediyor? sanki öyle; çünkü fazlasıyla belirsiz!

yani hiç böyle bir kavram icat edilmiş olmasa, nerede duruyor olacaktıysak, gene orada duruyoruz.
'bu tanım ne olabilir?' diye kafa yorup, örneğin 'şiddet' gibi bir 'genelleme'ye geldiğimizde (tabii buraya gelmesi hiç uzun sürmüyor), bunun yalnızca 'terörist' yaftasını taktığımız ya da takmaya çalıştığımız kimselerle sınırlı kalmadığını görüyoruz. bunu görmek de fazla vakit almıyor. max weber, 20. yüzyıl başında, devleti, 'şiddeti tekelleştiren kurum' olarak tanımlamıştı. o zamandan beri süregiden bu kavgada, 'terörizm' nitelemesi, sanki devletlerin bu ayrıcalıklarını gasp etmeye çalışan silahlı örgütlere 'bunu yapamazsın' demesinin bir biçimi halinde.
yani kavga aynı kavga, durduğumuz nokta aynı nokta.
terör kavramı-murat belge

zeitgeist (türkçe altyazılı):


zeitgeist addendum (türkçe altyazılı):



Share/Save/Bookmark

1 yorum:

  1. Söylenecek bir çok şeyi bir solukta söyleyip bir çırpıda okutmayı başarmışsınız yine. Sözlerinizin tamamına katılıyorum. Katil olmak sadece insan öldürmekle sınırlanmamalı. Bir böceği bile düşünmeden öldürmek, katil yapmalı bizi.Ama ların arasına saklanmayı gerektirecek bir bahaneyi uretmeye çalışmamız bizim Konformist egolarımızın yuksekliğini gösterir.
    Sonuçta hepimiz onun bunun çocuklarıyız gerçeği ortaya çıkar bu durumda karşımıza ve bize de yüzleşmek düşer. (Tanrının çocukları değil).
    Değinilecek o kadar çok konuyu irdelemişsiniz ki, hepsi için bişiler söylemeye yeltensem, bir forum açmamız gerekecek ters meditasyona.
    Bencilliğimi de alıp susmayı yeğliyorum ben.
    Dahası da olacaktır bu yazının sanıyorum ve umuyorum.
    Öfkenizi Paylaştığınız için teşekkür ediyorum
    Sevgiler

    YanıtlaSil