doli-incapax adresinde verilmiş bağlantıdan okudum; ece temelkuran'ın yazısını. açgözlü medya imparatorunun oturma şekli göz önüne alındığında, kıçının sol lobundaki radikal ile, kıç deliğindeki posta gazetesinin arasına konuşlandırmak durumunda kalacağım milliyet gazetesinde bu gün yayınlandı bu yazı.
12 eylül deyince aklıma ilk gelen şeylerden biri, 11 eylül 1980 günkü doğum günüm; annemin öğretmen arkadaşlarını ve onların çocuklarını bekliyordum ancak sadece bir öğretmen "teyze" ve çocuğu gelebilmişti çünkü sokağa çıkma yasağı vardı... felaket bozulmuştuk kardeşimle...
hem annem ve arkadaşları için bir toplanma hem de çoluk çocuğun bir araya geldiği bir "kaynaşma" günü olurdu o zamanlar doğum günleri. babamın arkadaşı olan bir meşrubat bayii "amca" her doğum günümüzden önce birkaç kasa pepsi ve yedigün gönderirdi; belki de birkaç gün önceden, meşrubatların gelmemesinden anlamıştık bir şeylerin ters gittiğini?
aklıma gelen bir iki şey daha var...
o dönemde annemin sokakta ismimi kullanmaktan kaçınması ancak benim onun tembihlerini unutmam... epeyce bağırdığı olurmuş arkamdan; bende sıfır tepki! (tam hatırlamıyorum, ama şöyle diyordu olasılıkla: "sokakta senin ismin ahmet (mehmet?)")
bir de şu: darbeci generalin, konuşmasını "...ant içerim" diye bitirdikten sonra masada duran bir bardak suyu içmesi ve bunları izleyen bir arkadaşımın ant içme ile su içme arasında yıllar sürecek "sakat" bir bağ kurması (ki bu arkadaşımın "zannettikleri" başlı başına inceleme konusudur aslında; perşembe günleri trt'de yayınlanan inanç dünyası programında kuran okuyan adamı "tanrı" zannediyormuş ve her hafta başka bir bedenle ekran karşısına çıkmasını da çok etkileyici buluyormuş...)
komik şeyler; çünkü çocukluk anıları...
hiç de komik olmayan ise ece temelkuran'ın yazısının sonundaki (oldukça yerinde ve içtenlikli bulduğum) öfke...
6 yorum: