12 Eylül 2008

bu günün anlam ve önemi

doli-incapax adresinde verilmiş bağlantıdan okudum; ece temelkuran'ın yazısını. açgözlü medya imparatorunun oturma şekli göz önüne alındığında, kıçının sol lobundaki radikal ile, kıç deliğindeki posta gazetesinin arasına konuşlandırmak durumunda kalacağım milliyet gazetesinde bu gün yayınlandı bu yazı.

12 eylül deyince aklıma ilk gelen şeylerden biri, 11 eylül 1980 günkü doğum günüm; annemin öğretmen arkadaşlarını ve onların çocuklarını bekliyordum ancak sadece bir öğretmen "teyze" ve çocuğu gelebilmişti çünkü sokağa çıkma yasağı vardı... felaket bozulmuştuk kardeşimle...

hem annem ve arkadaşları için bir toplanma hem de çoluk çocuğun bir araya geldiği bir "kaynaşma" günü olurdu o zamanlar doğum günleri. babamın arkadaşı olan bir meşrubat bayii "amca" her doğum günümüzden önce birkaç kasa pepsi ve yedigün gönderirdi; belki de birkaç gün önceden, meşrubatların gelmemesinden anlamıştık bir şeylerin ters gittiğini?


aklıma gelen bir iki şey daha var...

o dönemde annemin sokakta ismimi kullanmaktan kaçınması ancak benim onun tembihlerini unutmam... epeyce bağırdığı olurmuş arkamdan; bende sıfır tepki! (tam hatırlamıyorum, ama şöyle diyordu olasılıkla: "sokakta senin ismin ahmet (mehmet?)")

bir de şu: darbeci generalin, konuşmasını "...ant içerim" diye bitirdikten sonra masada duran bir bardak suyu içmesi ve bunları izleyen bir arkadaşımın ant içme ile su içme arasında yıllar sürecek "sakat" bir bağ kurması (ki bu arkadaşımın "zannettikleri" başlı başına inceleme konusudur aslında; perşembe günleri trt'de yayınlanan inanç dünyası programında kuran okuyan adamı "tanrı" zannediyormuş ve her hafta başka bir bedenle ekran karşısına çıkmasını da çok etkileyici buluyormuş...)

komik şeyler; çünkü çocukluk anıları...

hiç de komik olmayan ise ece temelkuran'ın yazısının sonundaki (oldukça yerinde ve içtenlikli bulduğum) öfke...

6 yorum:

  1. Ece Temelkuran'ın yazısını ürpererek okudum. Son cümlesini söylemesine bile gerek yoktu aslında. Öfkesi ve kederi yazının satırlarından taşmış. Taşmasa bu kadar ürpererek okur muyduk?
    Ve senin yazın... Yıllarca birşeyler arasında kurduğumuz sakat bağlar ve böyle büyümüş olmak... Ece haksız mı "Türkiye’de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış." demekte?

    YanıtlaSil
  2. Bizler böyleyiz işte.. Geçmiş zamanın kanlı mürekkebiyle şimdilerde resim yapan bir zamanın ayağı postallısı insanlara değer biçiyoruz,keyif çatmasına izin veriyoruz, oysa ki yok bir parça insanlığı.
    "Asmayıp da beslesek miydi?" diyebilecek kadar b.k birine insanmış gibi davranıyoruz ya, daha neler müstehak bize.

    YanıtlaSil
  3. 11 eylül gibi bir günün doğum gününüz olması şanssızlık tabi tıpkı eğitim hayatındaki öğrencilerin doğum günlerinin ağustos veya temmuz'a denk gelmesi gibi.
    Bütün sınıf her ay birisi için hediye alacak para toplarken siz annenize neden bu işi kışın yaptınız da ben yazın doğdum diye sitem edersiniz.

    Bu garip serzenişimden ötürü özür diler yazının konusundan çıkmamak adına şöyle bağlamak isterim.
    gerçekten babamdan 12 eylül hakkında çok fazla şey duydum bilhassa öğretmenler hakkında şöyle derdi"biz okula gitmek için binbir zorluk çekerdik öğretmen buldukmu kolundan tutup ders işletirdik sessiz sessiz"
    bir öğretmen ailesinden geldiğinizi göz önüne alarak varsa sizinde bu tür anılarınız merak ediyorum doğrusu.
    Anneniz size sizde bize aktarırsanız çok bahtiyar olacağım kesin...

    YanıtlaSil
  4. kriptograf- belirli bir yaşı geçmiş (tıpkı babanız gibi) kime sorarsanız (ola ki bir de (emekli?) öğretmense) size muhtemelen bir kamyon şey alatacaktır zira "12 eylül"den şu ya da bu şekilde etkilenmemiş tek bir aile yoktur her halde ülkemizde?

    YanıtlaSil
  5. "Zanneden adam" şeklinde adlandırdığım arkadaşınının zannettiklerini yazmasını rica ediyorum..

    YanıtlaSil
  6. inte; o arkadaşımla ilk fırstta konuyla ilgili bir "röportaj" yapacağım:)

    YanıtlaSil