29 Eylül 2008

farkettin paşa ve yedi cüceler

günler öncesinde giriş kapısının önüne yerleştirimiş mayın, üzerine onlarca dikkatsiz kişi basmış olmasına rağmen patlamamıştı. paşa, bozuk olan her şeyin tamir edilmesi gerektiğine inandığı için, salonda bir köşede duran mayını tamir etmeye karar verdi. ama öncelikle son bir kez çalışıp çalışmadığını kontrol etmeliydi.
farkettin paşa patlayamayan mayını masasının üzerine koydu. eline bir çekiç aldı.
“ona vurmayı falan düşünmüyorsunuz di mi paşacım?”
“düşünüyorum düşünmesine amma velakin düşündüklerimi hayata her zaman geçirmek zorunda değilim?”
“sıçtığımın mayını patlamıyor işte ne bokuna kurcalayıp duruyorsunuz anlamıyorum?”
“patlasın mı istiyorsun vatan haini pezevenk!”
“yok istemiyorum.”
“ee? saçmalama da seyret...”
“paşam durun!”

***
farkettin paşa björk’ün çocukluk resimlerinin bulunup buluşturulmasını ister.
“aman paşam nasıl bulacaz biz o muhterem sanatçının mazisine ait o tür resimleri?”
“bulun lan! bakacam!”
“yirmi yıllık kısa camel falan bulmaya çalışsak?”
“senin idrak yolların mı tıkalı? bulun da bulun ulan! geçmişimi bilmek istiyorum!”
“ama sizin geçmişiniz nasıl olur da...”
“sus ve yap!”

***
farkettin paşa esnedi. uykusu gelmişti ama uyumak onu sıkıyordu. bikaç resime baktı: uyksu kaçtı. eli telefona uzandı ama sonra vaz geçti. söyleyebileceği her şeyi bilmek bir yana duyabileceği her şeyi de biliyor olmak canını sıkıyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder