25 Kasım 2008

pis mikrop!



serbest yazarlar platformu'nda haberi verilen, durugörür ile "bir mim gibi" yayılması istenen bir video var: wake up, freak out - then get a grip. hiç şüphesiz, gezegenin geleceğinin boka sarmasını engellemede gram etkili olmayacak bu "anlamlı" video. "duyarlı olma / olmama" geyikleri de ses kirliliği yaratacak üstelik! videoyu hazırlayan leo murray "insanların ilgisizliğini" çok daha yoğun hayal kırıklığı ve şaşkınlık duygularıyla izediği için mi böyle bir işe girişti acaba?

bu tür birkaç video daha biliyorum; kötü müziklerle, animasyonlarla, görüntülerle ortaya koyulmuş ama "bırak şimdi; bi'şey anlatıyorum" diyen şeyler. zeitgeist başta olmak üzere, herkes, hepsini izlesin istiyorum. neden böyle istiyorum; ben kendimi haber iletici gibi mi görüyorum? sanki, "daha fazlasını beklemeyin, benim olaya katkım bu kadar!" dermiş gibi? bu konuda daha kesin karara varamadım doğrusu; olabilir hani?

kendimi ve insanları kanser hücrelerine, virüslere benzetmek mantıklı geliyor bana. (işte mantıklı gelmiş hali). ilaç tedavisi sırasında "bu beni hasta edip yere indirenler arasında, boncuk gözlü, lüle saçlı, duyarlı, hümanist ve hatta bebek olanlar bile vardır yahu; yazık değil mi?" demiyordur kimse. eh, doktora "sadece zarar verenleri yok edecek bir ilaç yok mudur?" diyebilirsin. felaket papatya çayı kıvamındasın ya! oysa "alimden zalim zalimden alim doğar" şeklinde ifade edilebilecek ilkeye göre hastalığa neden olan şeyleri tamamen yok etmek gerekir; doktorun da sana aynen bunu anlatacaktır: "aç kaba etini ve uzatma!"

"madem öyle yok et kendini; derhal çözüm getir kendince!" diyebilirsin haklı (?) olarak. yok artık daha neler; ben tembel kanser hücresiyim; gezegene bir bok yaptığım yok! hah!

işin gerçeği, her şeyin ama her şeyin şahane ve sağlıklı olmaması için hiç bir neden yok. teorik olarak "insan" bunu başarabilir. "teorik" bu anlamada bir "ütopya" ile eşitlenmiş gibi duruyor olsa da!

peki, hayatını gezegen ve dolayısıyla insanlık adına harcamış insanlar için üzülüyor musun? yani, "değmez! hem bir sonuca varamazsın hem de yaptıkların, çabaların göz ardı edilir! boşa harcarsın ömrünü!" gibilerinden? pis mikrop! işte! tamam, en cici mikropsun sen; her şeyin en güzelini istiyorsun, sen de gezegenin sağlıklı hücresi olduğunu kabul ediyorsun; bozulmuş bir kanser hücresi değil!

videonun can alıcı noktası, yani "ne yapalım peki?" konusunda söylediği çok önemli; diğer söyledikleri de önemli tabii ama işte bak:
paniğe kapılmanın, umutsuzluğa düşmenin zamanı değil şimdi. şimdi harekete geçmenin zamanı – hâlâ olanağımız varken. şunu artık farketmemiz şart: önümüzdeki kısacık zaman içinde hükümetlerin ve şirketlerin bu büyük tehlikeye cevap vermeye muktedir olup olmadıkları, koca bir soru işaretinden ibaret. gerek hükümetlerin, gerekse şirketlerin önlerinde 20 yıl vardı – ama bunu çarçur etmediklerini gösteren tek bir işaret bile yok ortada. bunun tek sebebi de şu: onlar, kısa vadede sınırsız ekonomik büyümeyi, yeryüzünde insan hayatının devam etmesinden önde tutan bir öğretiye sonuna kadar sadık kalıyorlar. oysa, sera gazı salımlarını bilimin gösterdiği çerçeve içinde azaltmak için ne yapmamız gerektiği konusunda bir esrar perdesi yok önümüzde. yapmamız gereken, tüketimi azaltmak. bu kadar basit işte.
o kadar basit değil işte. bak şunları yapman / yapmaman gerekiyor örneğin: sigara içmemen (kendi sağlığını sallamayan ve salakça kendine (ve yakın çevresine) zarar veren birinin gezegen hakkında "cart curt" etmesinden daha dangalakça bir şey var mı? kesin vardır...) gereksiz yere su, elektrik, şu bu kullanmaman, abuk sabuk şeyler yemeyi içmeyi kesmen, kısacası öncelikle kendine ve yakın çevrene karşı her eylemini "sağlıklı" ve "zararsız" gerçekleştirmen... küçük şeyler gibi görünüyor ama hadi bakalım: hiç de kolay değil! kendi adıma o kadar "güçlü" ve "ilkeli" ve "duyarlı" davranacağımı hiç zannetmiyorum...

her neyse, yaklaşık on iki dakikalık bir video bu; hükümetlere ve şirketlere değil, hükümetler ve şirketler için (öyle ya da böyle, bir şekilde ama mecburen) çalışanlara yönelik hazırlanmış...




not 1: her sabah aynı şey oluyor, alarm çalıyor, gözüm yarı kapalı, vızıldayan telefonu buluyorum, erteliyorum: dokuz dakika... nereye kadar erteleyeceksin; uyanıp ayaklanıyorum illa ki...
not 2: geçen sene de başka bir "save the planet - kill yourself" görseli kullanmıştım...

1 yorum:

  1. Duyarlılığınızdan ötürü kutluyorum sizi,
    Teşekkurlerimle

    YanıtlaSil