24 Şubat 2009

farkettin paşa ve oyun dünyası

farkettin paşa zamanı yakalamaya karar vermişti. "en baştan başlamadan olmaz, bir şeyi yapacaksan tam yapacaksın" gibi saçma bir kararla antika bir siyah-beyaz televizyonda oyun oynuyordu. kendisine "yaver" denmesinden hoşlanan iyi kalpli yardımcısı içeri girdiği sırada televizyon beş sayı farkla öndeydi.

"paşam! bnl partisi belediye başkan adayı sizi görmek ister!"
"ne ne le?"
"bnl.. buy'n large yani"
"yani dediğin, bir şeyi açıklamak için söylenir! baylaç ne ulan!"
"ingilizce paşam"
"türkçe?"
"ne olmuş türkçe'ye?"
"onu diyorum, ne olmuş türkçeye!"
"ha.. evet paşam... bolca, geniş geniş alın gibi bir anlamı var... sanırım? ya paşam var ya wall-e filminde; şu kadirşinas bulduğunuz robotun olduğu çizgi filmde... şirket parti bu... ülkemizde de çalışma yapıyorlarmış..."
"allah belanı versin!"
"???"
"sana demedim, yendi yine televizyon beni... neyse, al bakalım deyyusu içeri..."

bnl partisi belediye başkan adayı sivrieğimli suriri efendi, kendisine sorulsa vatan aşkıyla çalıştığını iddia eden ama aslında sadece kendi çıkarlarını gözeten biriydi. "yok canım olur mu hiç öyle şey, falan filan" gibi itirazları ciddiye alınmadı ve "daha fazla değişiklik yapamam, biraz profesyonel olun yahu!" azarı ile paşanın karşısına itildi.

"benele de ne fındık kafa!"
"ee... merhaba paşam... aslında biz en gerçekçi partiyiz! arkamızda çok uluslu büyük bir alışveriş şirketi var! ama gereğinden fazla gerçekçi görünmesin diye bir çizgi filmden almış gibi yapıyoruz ideolojimizi..."
"ne istiyorsun?"
"biz aşkla çalışmak suretiyle vatana millete hayırlı olmak maksadıyla yurt içi ve yurt dışı düşmanlarımızın karşısına bir aslan gibi dikilecek cesaretimizle..."
"kafamı s..kiyorsun ama!"
"yok! aman! olur mu.. hiç... öyle... nasıl yaa..."
"her gün her gün gezinen o kadar yaygaracı araca nasıl olup da benzin parası yetiştiriyorsun sen; bak biri gelse de sorsam diyordum! o kadar masrafı nasıl karşılıyorsun?"
"kendi birikimlerim artı bana destek olan insanların yardımıyla paşam... biz güzel günler için her türlü fedakarlığı her türlü çabayı göstermek adına..."
"sana sadece bir buçuk satır konuşma hakkı veriyorum! böyle de şey olur muymuş dersen, bak kapı orada!"
"emredersiniz paşam"
"ha şöyle! demek ki cebinden para veriyorsun ayrıca sana para yardımı yapanlar var."
"evet; halkımıza kendimizi en güzel şekilde anlatabilmek için ve her kesime ulaşabilmek için bazı masraflarda bulunmak kaçınılmaz oluyor."
"yeme beni"
"aman paşam..."
"sen şimdi yatırım yapmıyorsun yani? seninle beraber arkadaşların da bir yatırım yapmıyorsunuz yani! seçilirsen, tüm bu masrafları fazlasıyla karşılamayı düşünmüyorsunuz yani?"
"elbette paşam!"
"hiç de öyle olmadığını hayatında bir kere tek bir portakal yemiş biri bile anlar be! bu kadar reklam yapıyorsunuz peki ne satıyorsunuz! hizmet mi? tüm kaynakları köküne kadar kurutacaksınız! bu kadar hır gürün ardında yüksek menfaatler yok mu! çok ayıp ulan bu yaptığınız!"
"olmasın mı seçim paşam? siz mi atayacaksınız yetkilileri?"
"ben atamayacağım, atasam süper atarım ama hayır yav, benim aklımla sadece ordular yönetilir! en güzel şekliyle!"
"nasıl olacak peki? kendimizi tanıtmayalım mı? bilmesin mi vatandaş neyi seçeceğini?"
"bak suriri; sen koy benim önüme üç beş farklı adam, tek tek konuşsunlar, anlatsınlar kendilerini... bak falanca bu işi kıvırır diyeyim, oyumu vereyim... ama senin dediğinde ne oluyor?"
"benim dediğim ile sizin dediğiniz aynı ki?"
"değil! sen ve senin gibiler iş yapmaya, para kazanmaya çalışan adamlarsınız! tek tip ve eşit sayılarda afiş basılsa tüm adaylara, göz boyamak için bir şeyler dağıtmanız engellense, ne kadar şansın olur seçilmek için? hayır sen yoksun diye rahat konuşuyorum, ama sana benzeyen çok adam var! fark etmiyor a partisi b partisi yok efendim c partisi... dün birinde iş çevirmeye çalışan bu gün diğerinde iş çevirmeye çalışıyor!"
"sizin dediğiniz olmaz olamaz! sosyalist bir ülke miyiz ki ne o tek tip afişmiş falan filan?"
"tek tip benim doğamda olan bir şey ama bir seçim olacaksa şartlar üst yetkilere sahip olan kurumlar tarafından kontrol altında tutulmalı ve eşitlenmeli. bak diyelim ilk okuldasın, sınıf başkanı seçilecek. öğretmenin de, demokratik olsun demiş ve sınıftan üç aday çıkmış. işte, ikisi edepli, yaşına göre olgun ve çalışkan çocuklar. hatta bu ikisinden birisi, oldukça varlıklı bir ailenin çocuğu. üçüncüsü de zengin çocuğu ama tek olayı bu; ayrıca şımarık, kavgacı, kibirli bir it. seçim öncesi tüm sınıfa oyuncak arabadır, çikolatadır, atarili saattir şudur budur bir sürü şey dağıtıyor; parasının yetmediği yerde, "o'l'm biraz borç verin, ben seçilirsem sizi asla konuşanlar listesine almam" falan diyor, destek alıyor. şimdi bu minyatür it seçilirse o sınıftan hayır gelir mi? onu geçtim, öyle öğretmenin de, öyle müdürün de öyle okul yönetiminin de anasını avradını.... neyse... anladın mı!"
"bizim davamız çocukça mı paşam, aşkolsun!"
"bunu mu anladın!"
"asıl, rakiplerim kazanırsa memleketi soyacaklar! biz de yani ben ve bana destek verenler güçlerimizi birleştirip onların kazanamaması için elimizden geleni yapıyoruz! onlar kampanyaları için üç harcarsa biz beş harcamaya çalışıyoruz!"
"kampanya ticarette olur yav!"
"dünyada böyle paşam! geliştirin kendinizi biraz!"
"geliştiriyorum, bak skora; on bire üç! yendi beni şerefsiz televizyon!"
"ben size playstation üç gönderteyim... bunlarla uğraşmayın bence..."
"yapma yav! ama yanında üç beş oyun da olsun; çok pahalı onun oyunları"
"ne demek paşam! derhal!"

belediye başkan adayını gönderen yaver şaşkınlıkla odaya girdiğinde farkettin paşa televizyona karşı yeni bir mücadeleye başlamak üzereydi.

"paşam inanamıyorum size! adam size playstation teklif ettiğinde, işte şimdi sarılacak kılıcına dedim ama hiç de öyle değilmiş! hayal kırıklığına uğrattınız beni..."
"hehe.. neden yav, beleşe pleysteyşın, daha ne istiyorsun, beraber futbol oynarız..."
"ama..."
"yav belli ki o fındık kafa ben ne desem anlamayacak, bırak dağıtsın ne dağıtıyorsa... dediği de doğru aslında, bu olmasa diğerinin planı da aynı! zamanla hepsi silinir bu pisliklerin, diye ummaktan başka bir şey yok..."
"e öylece oturup onların ölmesini beklemek mi yani çözümünüz! bu mudur sizin mücadeleci kişiliğiniz?"
"ben işimi yaptım yav; emekli paşayım ben... emekli olmasam ne olacak, savaş durumu değil ki bu! oy veren ya da vermeyenler, tercihleriyle yapacak bir şey... sen, ben..."
"felaket mesaj koktu burası ben cam açayım..."
"bu arada..."
"buyrun paşam?"
"öyle ya da böyle bir şekilde, kendisine ait olması gereken kaynakların istismar edileceğini, haklarına ve hayatlarına doğrudan ya da dolaylı tecavüz edileceğini bile bile böyle adamları tercih edenlere ne demeli; oyveren değil de sanki..."
"tamam paşam.. peki.. abartmayın isterseniz"
"abartmayım istedim hadi senin hatırın için."

düzeltme:
bnl şirket partisi belediye başkan adayı suriri rolünü başarıyla canlandıran arkadaşın yoğun isteği ve "evet yav, çirkin ve sinir bozucu duruyor o kelimeler" düşüncesi, üçüncü paragrafın bir bölümünü [...aslında,ciğeri beş para etmez, para peşinde her türlü pisliği çakallığı yapmaktan bir saniye geri durmayan su katılmamış bir şerefsizdi. kendisinin, "biraz ağır olmadı mı, bir o... çocuğu demediğiniz kaldı!" itirazları ciddiye alınmamış ve "bu öyküdeki rolün bu" denilerek paşanın karşısına itilmiştir.] değiştirmeme neden oldu. sonuç olarak, kendisinin itirazları ciddiye alındı.

görsel: tosun pasha - ventochild

5 yorum:

  1. Birileri üzerine alınsın diyeceğim ama çok ütopik kaçacak bu beklentim, farkındayım. Keyifle, içim acıyarak ve yer yer küfrederek okudum. Aklına sağlık. ;)

    YanıtlaSil
  2. neslihan başbay24 Şubat 2009 18:36

    en çok da neden adı ters meditasyon diye düşünmüştüm ilk ziyaretimde...yavaş yavaş birleştiriyorum parçaları:)Akıllara ziyan bir yazı...çok sevdim...wall-e de kıyısından köşesinden bandırılmış ya bizim siyasi hayatımıza...-bu arada kaptı oscarı-tadına doyulmaz olmuş...keyifle okudum:))

    YanıtlaSil
  3. neslihan: çok mecbur kaldığımda (2008 blog ödülleri için blog tanıtımı adına) şöyle bir açıklama yapmıştım: "eğer meditasyon kişinin içe dönüp, kendisiyle uğraşması ise işte bu (blog) dışa dönük olanı." yani buradaki "ters" aykırı anlamında değil aslında. bu gereksiz açıklamayı yapmak istedim:)

    YanıtlaSil
  4. joujou ve neslihan: teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  5. hocam, gereksiz olmadı aksine çok isabet oldu,sorry...ben keşif yolculuğunda olduğum içim çözmek biraz sürecek galiba:)))her ziyaretim zevkle...teşekkürler...

    YanıtlaSil