09 Mart 2009

çok soru tek cevap!

bilim ve teknik dergisi mart 2009 sayısı sansürlenerek (değiştirilerek) yayınlanmış... unesco tarafından 2009, darwin yılı ilan edildi, darwin'in 200. doğum yıldönümü nedeniyle... işte bilim teknik de, elbette hiç de garipsenmeyecek nedenlerle, darwin'i kapak yapmış ve hatta içeriğin 15 sayfasını ona ayırmış. ancak yönetim kurulu bu fikri hiç beğenmemiş ve dergi, "küresel ısınma" konulu bir kapakla ve "darwin"den arındırılmış bir içerikle yayınlanmış. tabii bu durum, derginin basım ve dağıtımını da geciktiren nedenmiş. üstelik bir de, bir daha bu türden bir d(e)(i)nsizlik tekrarlanmasın diye, genel yayın yönetmeni çiğdem atakuman'a da kapı gösterilmiş... (tüm bunları kanal d ana haber'den duydum. hiç de güvenmediğim halde bu yayın organına, haber rengimi kaçırdı, beni sinirlendirdi ve hepsinden önemlisi, çok da şaşırtmadı!)

evrim teorisi pek de umrumda değil: yarısı içilmiş bir paket kısa camel'den geldiğim ispatlansa bile moralim bozulmaz, hayatımda bir şey değişmez. ama her türlü teorinin (ve karşı teorinin) konuşulabilmesini isterim. şu dakikadan sonra, o kadar sevdiğim ve saygı duyduğum bilim ve teknik dergisi'ne nasıl olup da güvenebileceğim ki? belirli bir anlayışa sahip dergiler zaten vardı, olsunlar da, doğa resimleri ve şiirsel metinlerle hayatı anlamak isteyenler için o da gerek!

"türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu"nun yasal yayın organının durumu buysa, artık bilim, matematiğe ve hayvanların ne "müteşem" olduklarına indirgenir zamanla... eh, bunun da sonu, tüm bilimsel sorulara (artık kim soracaksa, kimin bir şey sorabilecek kafa yapısı kalacaksa) tek kaynaktan (din kitapları) cevap aramak olacaktır her halde. en iyi olasılıkla, yirmi yıl sonra nükleer tesislerimizi, "vallabilla bomba yapmıyoruz" diye "dış dünyanın" insanlarına açarız; gezsinler görsünler bilimimizi, teknolojimizi diye....

6 yorum:

  1. amanıınnn... daha birkaç dakika önce aynı şeyi radyoda ayça ve carlos'tan duydum..
    bir dönem de sanat eserlerine yapılan sansür çok modaydı.. geçenlerde bir sitede çok ilginç heykelleri olan bir şehir görüp "aah ahhhh" demiştim.. o aklıma geliverdi birden..
    ne diyelim.. kısmet..

    YanıtlaSil
  2. Rezalet..

    Reziller...

    Koskoca bir yılı yok saydırtsınlar Bilim ve Teknik dergisine ne olacak. Koskoca bir teoriyi de yok saysınlar. Özgülükten bahsedenlerin düşünce özgürlüğüne tahammülü bu kadar işte..

    YanıtlaSil
  3. demooo: sanat eserlerine yapılan sansürün modası asla geçmez; en fazla zevk alınan sansürleme alanı belki de:)

    vladimiiiir: özgürlüğü ve demokrasiyi [ve daha bir çok kavramı: iyilik gibi, adalet gibi, bakış açısı gibi vs vs vs] işte o kavramları yok edecekleri günlere dek araç olarak kullanmaları pek adice! hem de sinsice... hem de ayıp... bir de yazık!

    YanıtlaSil
  4. Duyduğum an benim de sinirlerim tepeme çıkmasına rağmen aynen senin gibi ben de pek şaşırmadım. Şaşırma duygumuzu elimizden aldıklarına küfrettim. AKP'ye, AKP'li kadrolaşmaya, Fethullahçı kadrolaşmaya, hepsine küfür ettim durdum.
    Şimdi de yeni bir açıklama yapmışlar. Bir sonraki sayıyı tamamen Darwin'e ayıracağız diye.
    Bunu da duydum ya. Ne kadar küfür etsem az.
    Ayıptır ya.

    YanıtlaSil
  5. jazzistan: bazen, aslında bir planın uygulayıcıları olmadıklarını, bu türden kararları verecek konumlara gelen insanların "sadece cahil" olduklarından saçmaladıklarını düşünüyorum: belki de ülkenin düzeyi bu! acaba bu daha mı korkutucu?
    gayet sıradan, hatta vasat (şu çağın insani bilgi ve birikimi, sağduyusu vs bakımından vasat) bir düzeydeyimdir, en iyi ihtimalle! ama her bir gün ortaya atılan laflar ve uygulamalar yüzünden kendimi çok akıllı, çok daha insani, neredeyse mükemmel görmeye başladım :)

    YanıtlaSil
  6. Hangisi daha korkutucu bilmiyorum ama giderek içinden çıkılmaz ve çekilmez bir hal alıyor gibi gözüküyor bana. Şaka gibi sanki herşey.
    Tübitak konusuna gelince, senin de dediğin gibi neyden geldiğimiz nereye gittiğimiz benim de hiç umrumda değil. Hatta kısa camel'den gelmiş olsak "ohh be, en azından adam gibi sigaradan gelmişiz" derim :)
    Ama bu adamların bu şekilde hareketlerle ortaya çıktıklarını gördükçe maymundan geldiğimize, hatta bazılarımızın hala maymun olarak kaldığına inanmakta hiç de zorlanmıyorum.

    YanıtlaSil