14 Mart 2009

yarasını özleyen dudak

bedenimin büyük bir bölümünü kaplayan su, kendini dışarı atmak istiyor. çok sıcak... bir de kötü, rahatsız edici kokular...

yetmezmiş gibi dünya tuhaflaşıverdi. evren amuda kalktı sanki. apartmanımız yarasa gibi asıldı dünyaya. tüm eşyalar tavana fırladılar. düştüler mi havalandılar mı belli değil. havalandık sandım.

en üst katta oturuyorduk. balkondaydım o sırada. önce bir sarsıntı oldu ve kendimi tavana yapışmış buldum. tutunabilecek bir yer bulamadım: gökyüzüne düştüm. ama öyle ipini koparmış bir düşme değildi bu. sabit bir hızla, sakince uçuyordum işte. üstümdeki (ya da altımdaki?) otobüsle baş başa gidiyorduk. olanca gücümle otobüsten destek aldım ve kendimi dünyaya doğru ittim. yeryüzünden bir sürü şey yaklaşıyordu. eşyalar, araçlar, taşlar, hayvanlar, insanlar, madeni paralar... her şey üstüme geliyordu. tek başıma mücadele ediyordum onlarla.

iri cisimlerden güç alarak eşya toplamaya başladım. birkaç kaset buldum; ne oldukları hakkında bir fikrimin bulunmadığı caz kasetleri... üç beş kitap, dergi falan geçti elime. en iyisi bir yatak bulmuş olmamdı. küçük bir kasetçalar ya da walkman ne güzel olurdu... eşyalarımla yatağa geçtim; yüzüstü uzandım.

dünya evrene dağılıyordu ve ben oldukça başarılı bir avcıydım. bir yatağım ve biraz eşyam bile vardı. uzun bir sopayla evreni gezmeye başladım.

3 yorum:

  1. töbe yarabbim, nasıl bir hayal gücüdür bu...
    tori amos'un buna benzeyen, herşeyin havada uçuştuğu eski bir şarkısı vardı, o geldi aklıma birde.şarkı derken klip böle bişeydi...

    YanıtlayınSil
  2. okuduklarım içinde çok farklı:)))

    YanıtlayınSil
  3. Bir gün öyle bir şey olsa ya. Dünya bitse mesela, şarjı bitmiş telefon gibi, yer çekimi kapansa. Böyle uçmaya başlasak, sonra fezaya gitmemiş olanlar bir yolunu bulup yeni uygarlık kursa, herkesi, her şeyi yüzeye bağlı tutan aparatlar icat etseler. O şekilde değişik bir hayat başlasa.

    YanıtlayınSil