21 Nisan 2009

famodinlerin bir günü - bir: sabah

bayan müessir’in en büyük kızı; ailesinin bilmediği üzere, semtin birçok delikanlısıyla düşüp kalkmış biriydi. bay tansık ve bayan müessir ise oldukça muhafazakar görünürlerdi; kızları mevsimnormalleri’ni de muhafaza edebildiklerini zannederlerdi.

famodin ailesi, kalabalık bir aile olmasa da, maddi durumlarıyla paralel olarak, modern ya da çekirdek aile denilen, karı-koca ve ortalama iki çocuk olarak demografik izahatı yapılabilen, popüler aile modelinden elbette ki farklı bir yapıya sahipti. dört çocukları, bir büyük babaları (büyükanne yıllar önce ölmüştü...) ve oldukça korkak yetiştirilmiş bir siyamları vardı. ayrıca neredeyse ailenin bir üyesi olmuş uşakları cinson; aşçı firez ve çocukların eğitimiyle uğraşan bayan tomella da famodinler denilince akla gelen isimlerdi.

famodinlerin gerçek hayatla isim ya da olay benzerlikleri yok denecek kadar az olduğundan, gerçek hayatın karakterleriyle ya da kurumlarıyla en ufak bir çakışmaları ya da çatışmaları yoktu. famodinleri doğrusu kimse sallamıyordu; onlar ne yaparlarsa kendilerine yapıyorlardı. tabii ki bu onların kimseyle alakaları yok anlamına gelmiyordu; onların da acı tatlı olayları paylaştıkları tanıdıkları, ilişkileri vardı.

işte, zaten mevsimnormalleri de tam bu ilişkilerle alakalı olarak öncelikle bayan müessir’in başını ağrıtacak gibiydi. babası muayenehanesine zamanında gitmiş olmakla övünen bir doktor olmakla annesini yatak odasında yalnız bırakmış olmalıydı. mevsimnormalleri, yatak odası kapısının önünde derin bir nefes aldı ve kapıyı çaldı. oldukça heyecanlıydı ve odadan bir ses gelip gelmediğini anlayamamasını bu heyecanına yordu. kapıyı bir kere daha çaldı. annesi uyuyor olamazdı çünkü bayan müessir on dokuz yıldır, neredeyse istisnasız, saat sekizde uyanırdı. mevsimnormalleri, acaba olumsuz bir durum mu var diye tam içeri dalacaktı ki banyonun kapısı açıldı.

“ne yapıyorsun güzel kızım?” banyodan sifonun sesi geliyordu. mevsimnormalleri sesin tamamen kesilmesini bekledi.

“iyi misin? neden konuşmuyorsun benimle?”

mevsimnormalleri annesine o kadar anlamsız bakıyordu ki, bayan müessir kızıyla alakalı olarak endişelenmeye başlamıştı. mevsimnormalleri, bir türlü kesilmek bilmeyen sifonun sesiyle gerildikçe geriliyor, hiçbir şey söyleyemiyordu. konuşamamasının nedeninin sifonun sesi olduğunu da anlatamıyordu çünkü bu, anlatmak istediği konuyla alakalı olarak berbat bir giriş olurdu. ne yapacağını bilememesi onu paniğe sevk ediyor ancak aptalca bir şey yapma endişesiyle hiçbir şey yapamıyordu.

“ee...” evet berbat bir davranış işte; “...yok bir şey anne...”
“tanrım...”
“ben odamdayım...”

mevsimnormalleri’nin ardından bakakalan bayan müessir “gençlik...” diye mırıldandıktan sonra merdiven aralığına ilerledi.

“cinson! cinson!”

uşak cinson mutfakta aşçı firez ile laflıyordu. firez’le laflamak onun için en eğlenceli şeylerden biriydi çünkü bayan firez oldukça nükteli, hoş sohbet biriydi.

“neden sustun?” diye sordu cinson.
“duymuyor musun; bayan famodin sana sesleniyor...” patates soyduğu bıçakla yukarıyı gösteriyordu.
“bayan famodin mi! hay allah...” diyerek sandalyesinden kalkıp sesin geldiği tarafa yöneldi cinson.
“efendim bayan famodin? geliyorum efendim!”
“nerelerdesin tanrı aşkına cinson! bir saattir sana sesleniyorum!”
“mutfaktaydım bayan famodin... firez’le...”
“sifon bozuldu galiba; bak bir şuna...” dedi bayan müessir; oflaya pofluya merdivenleri çıkmış olan cinson’a. uşak banyoya kulak kabartırken bayan müessir odasına girmişti bile.
“sifon mu?” diye söylendi cinson.

(iki: yine sabah)

2 yorum:

  1. ''famodinlerin gerçek hayatla isim ya da olay benzerlikleri yok denecek kadar az olduğundan..
    ''

    Gerçek hayatla benzerlik mi?kuzum, famodin mide ilacı değil mi?

    Süper ya:))bayıldım,devamını heyecanla bekliyorum:)))

    YanıtlaSil
  2. zevkle okumaya devam edeceğim:)

    teşekkürler...

    YanıtlaSil