29 Nisan 2009

üç : sabah dersleri

(...öncesi var)

bayan tomella, kahvaltılarını yapmış olan çocukları büyükçe masaya oturtmuş, ders öncesi hazırlık diyaloglarına girmeye çalışıyordu. ders öncesi hazırlık diyalogları, çocukların derslerden tiksinmemesi için bulduğu yöntemlerden biriydi. bayan tomella, işini oldukça ciddiye alan bir eğitmen olmakla da övünürdü.

“evet çocuklar, rahat bir uyudunuz mu bu gece?”
“hıı...” dedi molar; bayan tomella kaşlarını çatınca isteksizce konuştu.
“evet bayan tomella.”
“ya sen dirhem?”
“ben bu gece korkunç bir düş gördüm bayan tomella...”
“demek korkunç bir rüya gördün. nasıldı anlatır mısın lütfen?”
“kocaman bir kuş gelip benim etlerimi koparıyordu...”
“vay canına!” diye bağırdı molar; ablasının düşü ilgisini çekmişti.
“molar!” diye uyardı bayan tomella.
“ama bu çok ilginç!”
“lütfen bırak da ablan devam etsin... devam et dirhem...”
“işte; etlerimi koparıyordu. bu kadar.”
“nasıl bir kuştu?” diye sordu molar, heyecanla...
“kocamandı. papağan gibiydi ve ıslık çalıyordu...”
“ıslık mı! vay canına!”
“molar, biliyorsun ki ıslık çalmak terbiyesizce bir davranıştır. serseriler ve kötü niyetli insanlar ıslık çalar sadece...”

bayan tomella, mevsimnormalleri’nin ıslıkla bir aşk şarkısının melodisini çıkarmaya çalıştığını elbette ki bilmiyordu. mevsimnormalleri kediyi kucağından atmış, aynanın karşısına geçmiş makyaj yapıyordu. kapısına vurulunca ıslık çalmayı kesip hüzünlü ve dalgın bir ifade takındı.

“evet?”
bayan müessir, mevsimnormalleri’nin odasına girer girmez çevreyi gözleriyle kolaçan etti. her zaman olduğu gibi kızının odası dağınıktı. ancak bununla ilgili olarak konuşmadı.
“nasılsın güzel kızım? benimle konuşmak mı istiyordun?”
mevsimnormalleri başını önüne eğdi ve bir süre konuşmadı.
“anne...”
“efendim kızım?”
asla istediği gibi olmuyordu. yaratmak istediği havayı bir türlü yaratamıyordu.
“anne, sen kaç yaşındayken evlenmiştin?”
“kaç yaşındayken mi evlendim? Ee ,sanırım on sekiz yaşındaydım...”
“demek on sekiz yaşındaydın...” dedi mevsimnormalleri; düşünceli bir edayla...
“neden merak ettin bunu güzel kızım?”
“ben… ben şu anda yirmi üç yaşındayım ve...”
“ah, evlilik zamanının geldiğini mi düşünüyorsun? tanrım, kızım kocaman olmuş da...”
“anne, lütfen...”
“bak mevsimnormalleri, zaman hep değişir. benim evlendiğim zamanlarda öyleydi ancak devir çok değişti. evlilik çok ciddi ve saygın bir kurumdur. çok ince düşünüp en doğru kararı vermek gerekir. geçmişi temiz, saygın bir aile çevresi olan, iyi tahsilli, yakışıklı...”
“bunları ben de biliyorum anne...” diyerek annesinin sözünü kesen mevsimnormalleri, açtığı konunun, anlatmak istediği şeyi uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadığını fark etmişti. buna rağmen tüm cesaretini topladı.
“anne ben...”

uşak cinson kapıdaydı. bayan müessir’den ve mevsimnormalleri’nden özür diliyordu ancak bir sorun vardı.

“ne sorunu?” diye sordu bayan müessir.
“sifon efendim...”
“evet?”
“sifonun içinden bir şey çıktı... o şey sıkışmış... eee...”
“cinson, geveleyip duracağına çıkarsana ağzındakini!”
uşak cinson, küçükhanımın yanında konuşamam, der gibi mevsimnormalleri’ne bakınca, bayan müessir iyice meraklandı.
“sonra devam edelim canım...” dedi ve uşak cinson’la beraber odadan çıktı.
“nedir problem cinson?”
“efendim sifona sıkışan şey...”
“evet?”
“buymuş…”
cinson’un iki parmağının arasında ıslak ve buruşuk bir prezervatif vardı.

(...devamı var)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder