19 Mayıs 2009

altı : gelişme bölümü

(ilk bölüm burada)

bayan müessir, elbette tüm telefon konuşmasının küçük kızı dirhem tarafından dinlenmiş olduğunu biliyor olsaydı çok daha kısa ve anlamsız konuşurdu.

“pirzatif ne demek?”

bayan müessir bir an kıpkırmızı oldu. dirhem tüm çocuksu saflığı ile, merak dolu gözlerle kendisine bakıyordu.

“sakın o kelimeyi bir daha ağzına alma!”
“ama...”
“sakın, diyorum... bir daha o kelimeyi telaffuz edersen sana çok büyük bir ceza veririm!”

şu da bir gerçekti ki, dirhem henüz ‘telaffuz’ kelimesinin anlamını bilmiyordu. buna rağmen ‘pirzatif’ kelimesini dikkatli kullanması gerektiğini anlamıştı.

bayan müessir, elbette tüm bu konuşmanın, büyük kızı mevsimnormalleri tarafından dinlendiğini biliyor olsaydı, dirhem’i bir kenara çeker; çok daha kısa ve anlamsız konuşurdu.

mevsimnormalleri hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi salona daldı ve annesiyle kız kardeşini görüp de şaşırmış gibi yaptı. ardından olabildiğince, düşüncelere dalmış gibi görünerek, “ben miralda’ya gidiyorum anneciğim; bir saate kadar dönerim.” dedi ve bahçeye açılan kapıdan çıktı.

baharın kokusu rahmine kadar işlemişti mevsimnormalleri’nin; içi kıpır kıpırdı. bir yandan da, sifonun içinde bulunan prezervatifi ve sorunlarını nasıl çözeceğini düşünüyordu. çok karışık duygular geziniyordu benliğinde...

miralda ile, onun yalnız yaşadığı evde buluştuğunda kendini çok iyi hissetti. sevgi ve tutkunun iç içe geçtiği bir kucaklaşmadan sonra öpüşmeye başladılar. mevsimnormalleri biseksüeldi ancak miralda doğduğu günden beri lezbiyendi. herkes onun başarılı bir hukuk öğrencisi olduğunu zannediyordu. evet, hukuk öğrencisiydi ancak kesinlikle başarılı bir öğrenci değildi. ailesinden ayrılmıştı ve yerel film şirketlerinin p*rno filmlerinde oynuyordu. rol gereği erkeklerle –bazen birkaçıyla birden- sevişmesi icap ediyorduysa da o gerçek bir lezbiyendi ve öyle güzel makyaj yapıyordu ki, filmlerini izlerken kendisi bile ekranda görüneni aynadaki aksine benzetemiyordu.
mevsimnormalleri’ne kahvesini sunduktan sonra koltuğuna gömüldü miralda...

“akşam beşte çekimim var...” dedi.
“sifonda prezervatif buldu bizimkiler...” dedi mevsimnormalleri; miralda ve onun p*rno film dünyası hakkında konuşmak istemiyordu.
“ne dedin?”
“birisi annemlerin sifonuna prezervatif atmış. prezervatif de sifonu tıkamış...”
“aman tanrım! sen mi...”
“saçmalama miralda; bu tam anlamıyla bir gerzeklik!”
“bence bu bir işaret...”
“işaret mi? neyin işareti?”
“bilemiyorum ama... onu oraya bir şey anlatmak için koymuş olmalılar!”
“ne? ne diyorsun sen? bir şey anlatmak mı? kim, tanrı aşkına, kim neyi anlatmak için sifonun içine kaput atar?”
“cinson moruğu...”
“saçmalıyorsun...”
“belki de baban ya da annen, birbirleriyle mesajlaşıyorlardır?”
“hey!”
“neden olmasın? belki de annen, babana bir şey ima etmek için...”
“miralda!”
“ha ha ha!”
“bizim evde hiç kimsenin bir kaputla ilgisi olamaz!”
“senin dışında...”
“kes be!”
“hey belki de sana bir mesajdır?”
“bunun benimle ilgili olduğu annemlerin aklına bile gelse bu benim sonum olur! ne mesajından bahsediyorsun sen?”
“öff... nasılsa birkaç gün içinde işin rengi ortaya çıkar... bak sana ne diyeceğim...”
“aman miralda, senin şu p*rno hikayelerini hiç de dinleyecek havada değilim...”
“sana söylemem gerekiyor ama...”
“ben bu ifadeyi biliyorum! kesin boktan bir haber vereceksin!”

miralda mevsimnormalleri’nin yanına geçti ve onu öpmeye başladı. bu, tam anlamıyla bir sırnaşmaydı mevsimnormalleri’ne göre.

“kes şunu miralda!”
“pekala... sana hiç izlettirmediğim bir p*rnom var...”
“merak da etmiyorum doğrusu...”
“yoo, merak edeceksin...bak...”

miralda elindeki kumandanın play tuşuna bastı ve ekranda sevişen bir çift göründü. mevsimnormalleri’nin ağzı bir karış açık kalmıştı...

(...devamı burada)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder