03 Haziran 2009

on bir : saçmalık

(ilk bölüm burada)

“nerede kaldın; yarım saat içinde dönerim demiştin?”
bayan müessir sigara içiyordu.
“anne sen sigarayı bırakmıştın?”
“tekrar başlamam icap etti... cinson’a söyle yemek hazırlansın... baban birazdan gelir...”
bayan müessir sigara içtiği yetmezmiş gibi bir de spor kanalında wrestling izliyordu. mevsimnormalleri ortadan kaybolması gerektiğini anlayacak yaştaydı.
uşak cinson’un mutfakta bayan firez’le lafladığından emin olan mevsimnormalleri, mutfak kapısının önünde dirhem’le karşılaştı.
“meraba abla... pirzatif ne demek?”
“ne?”
“pirzatif...”
“ne bileyim ben!”
mevsimnormalleri, kardeşinin ne dediğini anlamaya çalışsaydı sadece kafası karışırdı. mutfağa daldı.
“bay cinson...”
“bay cinson burada değil küçük hanım...” dedi bayan firez.
“hay allah; nerede acaba?”
“bilemiyorum küçük hanım....”
mevsimnormalleri gerçekten de pek zeki biri değildi. bay cinson’u, bayan firez’e yemeği hazırlamasını söylemesi gerektiğini söylemek için arıyordu.
“belki bahçeye çıkmıştır!” diye seslendi bayan firez, mevsimnormalleri’nin ardından...
gerçekten de uşak cinson, haltettin bey ve kısadalga bahçedeydiler. uşak cinson kendini pek de iyi hissetmiyordu.
“cinson, bu çocuk en az senin kadar sersem! ne var ki senden on kat daha eğlenceli!”
kısadalga çok uzun süren bir konuşmadan sonra, şöyle özetlenebilecek bir şey anlatmıştı:
“balon oldu, bom, bom, patladı. bom patladı. ablanın balonu çok kızar. ben de bom olunca, balon. ben de balon.”
gerçekte o kadar da sersem olmayan cinson, bu küçük ve bir o kadar da anlamsız görünen kelime gruplarından, baş belası bir tablo oluşturmayı başarmış gibiydi. haltettin bey ise kendi halinde eğleniyor gibiydi.
“ee, sen ne yaptın balonu?” diye sordu cinson, tedirgince...
“işte ben buna eşit zekaların karşılaşması derim!” dedi haltetttin bey. ancak onu duymazlıktan geldi diğerleri..
“ben de balon bom!” dedi kısadalga.
“bom balonu bana ver de saklayım...” dedi cinson.
“olmaz! olmaz! bom balonu sakladı!” dedi kısadalga.
“nereye sakladı?” diye sordu, kafasındaki hedefe ulaşmaya çalışan cinson.
“olmaz! gizle! ben, bom olunca, abla çok kızar!”
uşak cinson, sanki, ben hiç de sersem değilim, aksine çok da zekiyim, düşüncesini, en azından kendine ispatlamak için açtı ağzını:
“sifonu bozmuşsun ama!”
kısadalga ellerini çırptı. gerçekten de sersem sersem gülüyordu.
“sus! sus!” dedi. uşak cinson büyük bir sorunu çözmüş olmanın o eşsiz rahatlığıyla işaret parmağını dudaklarının önüne götürdü. (buna kısaca, ‘sus işareti yaptı’ denir...)
“bay cinson! bay cinson! annem yemeğin hazırlanmasını istiyor...”
cinson, mevsimnormalleri’ne, çok önemli bir sırrını biliyorum küçük hanım, der gibi baktıysa da, mevsimnormalleri tabii ki bunu anlamadı. uşak cinson bir yandan da, açıklama zamanı geldiğinde nasıl olup da konuşma cesareti bulabileceğini düşünüyordu.

(devam edecek...)

2 yorum: