12 Haziran 2009

on dört : yoğurt leke bırakmaz

(ilk bölüm burada)

bay tansık, pencerenin önünde dikildi bir süre. bayan müessir spor kanalındaki wrestling programını izlerken sinirli sinirli sigara içiyor; yaşlı haltettin uyukluyor; cinson maket uçağın kanadına bir şeyler sürüyordu.
“mevsimnormalleri nerede?” diye sordu bay tansık. bayan müessir kocasına bakmadan cevap verdi:
“odasındadır...”
uşak cinson bay famodin’in ardından endişeyle baktı.
mevsimnormalleri’nin odasından müzik sesi geliyordu. bay tansık kapıya vurdu. kız ‘girin’ demeden de kapıyı açtı. mevsimnormalleri bilgisayarının başındaydı.
“baba?”
“ne yapıyorsun?”
“hiç; arkadaşlarla sohbet...”
“sohbet ha? biliyor musun bu gün çok şaşırtıcı bir mail aldım...”
mevsimnormalleri masmavi bir yoğurt gibi hissetti kendini. patlamak üzere olan bir kase yoğurt! ağzından tek bir kelime bile çıkmadı çünkü o an gerçekten de bir kase yoğurdun, hem de mavi bir yoğurdun düşünebileceği kadar düşünebiliyordu.
“mailde ahlaksız görüntüler vardı ve görüntüdeki kız sana çok benziyordu..”
“ba.. bana mı benziyordu? ben...”
mavi yoğurt birden babasının bir psikolog olduğunu hatırladı. evet, görüntüleri görmüştü babası ve kendisinden şüphelenmekle kalmayıp, neredeyse emin olaraktan hesap soruyordu. mevsimnormalleri aslında bir kase yoğurda göre çok daha zekice akıl yürütüyordu.
“...ben bir şey anlamıyorum…” dedi. zaten şaşkın olduğu için ayrıca şaşırmış numarası yapmasına da gerek kalmıyordu.
“sana çok benziyordu, hatta sensin, diyebilirim...”
“bu da ne demek oluyor baba?” diye şaşkınlığına biraz da kızgınlık ekleyerekten sesini yükseltti mevsimnormalleri. en iyi savunma saldırıdır, görüşü genlerine kazınmış biriydi...
“benimle açık konuş mevsimnormalleri!” diye sesini yükseltti bay tansık; aynı görüş kendi genlerinden kızına geçmişti...
“neler oluyor?” diye sesini duyurdu bayan müessir; sadece tartışmaya dahil olma isteğiyle...
bay tansık karısının bu işe şu aşamada dahil olmasını hiç istemiyordu. mevsimnormalleri de istemiyordu çünkü bu, işini iki kat (belki de üç kat, çünkü annesi bir psikolog değildi) daha zorlaştırabilirdi.
“bu da neyin gürültüsü böyle!” diye haltettin bey de odaya dalınca; anne, baba ve kız ayrı ayrı sebeplerden, iyice gerildiler. ama bokunu çıkaran uşak cinson oldu. şimdi tam zamanı diye düşünerekten olabilecek en yersiz ve zamansız konuşmayı yaptı.
(...devam edecek)

1 yorum: