23 Kasım 2009

arada kaynayanlar

uzun zamandır eskisi gibi resim, foto, video falan filan eklemiyorum; mutlaka fark etmişsindir. çünkü o türden şeyleri friendfeed ya da tumblr üzerinden paylaşıyorum. tumblr hadi neyse de friendfeed'de hem her şey kısa sürede tüketiliyor hem de friendfeed belli bir sayfadan sonra geçmişi göstermiyor yani bir anlamda kaybolup gidiyor eklenenler. bir de, "nerde çokluk orda bokluk" ilkesi gereği, ne kadar sakınsan da bir şekilde seni bulup huzurunu kaçıranlar çıkabiliyor (ki çok ama çok nadir gerçekleşen bir şeydir bu). ondan sonra bir sinirle "başlarım friend'ine de feed'ine de! ışınla beni skati!" deme noktasına gelebiliyor insan. işte bu yüzden, belirsiz aralıklarla, kafama estikçe friendfeed üzerinden paylaştığım ama arada kaynamasını istemediğim şeyleri topluca buraya ekleyeceğim. nasıl olacak işte aynen şöyle:

- özellikle müziğini beğendiğim bir scrabble reklamı: yoga. scrabble dedim de, şu lafacan ünlü olsa artık.
- post-it'lerle yapılmış keyifli bir stop-motion: deadline

- sirkte tanışan loretta ve geoffrey "loreffrey" isminde bir stüdyo açmışlar. "nipple non grata" başlıklı çalışmalarında kadınların göğüs uçlarını silmişler. eskiden gazetelerde göğüs uçları siyah bant ile (ya da neşeli bir gazete ise siyah bir yıldız ile) kapatılırdı. şimdi 21. yüzyılda yaşadığımız için şartlar değişti tabii, öyle saçma sapan siyah bantlar, yıldızlar falan kullanılmıyor çünkü artık gerek kalmıyor: uzunca bir zamandır artık gazeteler bu türden fotoğraf (hatta resim) bile basmıyorlar, basamıyorlar. her neyse, işte loretta ve geoffrey, siyah bant falan çekmektense fotoşopla göğüs uçlarını silelim bari demişler ve bir dizi fotoğraftan oluşan bir çalışma yapmışlar. loreffrey.com adresi üzerinden elbette "nipple non grata" başlığı altında bu çalışmayı bulabilirsin.
-aslında eski bir video bu: the car crash. derren brown denilen, geçenlerde ingiltere'de "sayısal loto sonucunu bileceğim" diyen ve bilen (aslında sadece öyle duydum, nedir ne değildir olayın aslı astarı bilmiyorum) şovmenin (çat diye bitirdim adamı... şovmen işte!) bir kadına oynadığı pis bir oyun! kurgusal olduğunu düşündüğüm bu "kamera şakası" tadındaki oyunu çok seviyorum, pek de umrumda değil kadın rol mü yapıyor, şu mu bu mu ama kesinlikle şahane bir fikir...

-psycho doll serisi. ilk bölümü ve ikinci bölümü .
- kısa ama çarpıcı bir reklam: hydro - train. öylesine, amatör kamera ile çekilmiş bu, ne olabilir ki gibi düşüncelerle izle ki iyice bir açılsın gözlerin...
- orson welles'in, 1938 yılında, "dünyalar savaşı" radyo oyunu ile halkı paniğe sürüklediğini belki duymuşsundur. işte o programın ses kaydı: american rhetoric: orson welles - the war of the worlds
- pendulum - slam bu bir müzik videosu. şairler bu eserlerinde gündelik yaşantının monotonluğunu çıldırma noktasında ama eğlenceli bir yolla kıran bireyi, tüm yarı çıplaklığıyla gözler önüne sermişler. bir de "böyle kısa film gibi olan müzik videolarını seviyorum", diyenlerdenim...
- amazing choir (perpetuum jazzile) uses their hands to stimulate storm başlığıyla youtube okyanusunda bir damla olan bu videodaki müzisyenler, hani şu enstruman sevmeyenler vardır ya, ben zaten ses çıkarabiliyorum daha ne, diyenler, işte onlardan... bir yerde "amazing" görünce, "hadi len" demeye alışmış olduğum halde, öyledir ama, ota boka "amazing" bir süre sonra tam ters etki yapıyor, her neyse, işte öyle olduğum halde, bu performansı oldukça etkileyici buldum hatta amazing!

-yandaki şu "yarım sandalye" ya da "yarım talaş yığını" diye isimlendirebileceğim çalışmayı steve haslip yapmış. bipolar chair demiş bu yaptığına hatta.

- yukarıda, yazının başında gördüğün kuş, macaristan'da, her dakika tek kare çekime ayarlanmış bir web kameranın önünde duruyor ya da kanat çırpıyor. tesadüf işte.

- corporate pandemonium : şahane bir görsel seri. "pandemonium : yunanca'daki pan ve demonium'dan gelir. pan tüm anlamında, demonium şeytan anlamındadır. zaten john milton'ın paradise lost'unda (kayıp cennet) başkent olarak geçmektedir. curcuna, keşmekeş anlamında da kullanılır." diyor ekşi sözlükte.

- costanza'nın kramer'e, fotoğrafçıdaki kızı etkileyebilmek için yarı çıplak poz verdiği bir bölüm vardır; siyah çorapları ve beyaz donuyla bir kanepede... işte bu ünlü poz bir dolu insana ilham vemiş, ben de bazılarını biraraya getirdim.







- hemen aşağıdaki iki görsel: ilki bir ağustos böceği (ağustos böceği mi?) onu nereden buldum hatırlamıyorum ama görür görmez hemen yanındaki görüntü aklıma geldi; hitman isimli bilgisayar oyunundan bir kare. yani bu konuda dişe dokunur bir şey söylemeye çalışsam en fazla arka plan benziyor diyebilirim sanırım. ama aslında şöyle bir şey düşündüm, saatlerce hitman oynamışım sonra uyumuşum ve işte o ilk kare benim rüyamdan bir görüntü. bilmiyorum, böyle de bir şey var işte hayatta...



-minimal ve en minimal dövme önerilerim: yıllardır "ben de dövme yaptıracağım" derim ama bir türlü "tamam da ne dövmesi?" sorusuna cevap bulamam. bu konuda uzun süredir düşündüğüm için olsa gerek bu "minimal dövme" fikri geldi aklıma. dövme ise, dövme işte!



- cousin emmy - turkey in the straw - bu video üzerine konuşmak istemiyorum...
- bir zamanların şahane dergisi hayalet geminin neredeyse tüm sayılarına ulaşabilmek güzel bir şey mi; elbette...
- good copy bad copy: telif hakları ve korsan satışlar, müzik şirketleri vs hakkında bir belgesel.
- mel brooks'un "history of the world - part 1" filminden "10 emir" sahnesi.

- human motions ilk bakışta bilgisayar işiymiş gibi görünse de hayır efendim, bunlar heykel çalışmaları. bir milyon yıl dursa, bir milyon yıl düşünecek rodin'i de hatırlayıp, bu "aksiyonu sabitlenmiş" heykellere hep beraber hayran kalalım isterim.
- özellikle marvel ve dc comics karakterlerinin, farklı çizim tarzlarına sahip insanlarca yorumlanmış olması kaçınılmaz. ben bile küçükken conan, kaptan amerika, hulk falan çizdim (hatta bazıları yayınlandı bile!) ama nedir, gördüğüm şeyi taklit etmeye çalışıyordum, bir de yetenek meselesi tabii, şimdi baktığımda çok komik görünürler bana. (çizimde pek ilerleme kaydedemedim bu arada) her neyse, dediğim gibi, farklı farklı çizerlerin, kendi tarzlarınca çizdikleri süper kahramanları bir başlık altında toplamaya başladım friendfeed'de. #cizgikarakterkoleksiyon etiketi işe bu derlemeye ulaşmanı sağlar...
- louis armstrong ve danny kaye'den eğlenceli bir şarkı. eğlenceli dediğime bakma, çok eğlenceli! özellikle danny kaye'in louis armstrong taklidi süper!
- natalie portman'dan rap: hiç unutmam, açıklama olarak şöyle yazmıştım: "bu harika şarkı, the lonely island'ın "incredibad" albümündenmiş."

-sıkıntıdan birşeyler karalamanın çeşitlerinden biri de gazetelerdeki fotoğraflara gözlük, bıyık, saç falan çizmekti eskiden ama şimdi photoshop var, çok daha acayip şeyler ortaya çıkabiliyor sıkıntıdan. yandaki gibi, "öncesi - sonrası" havasında üç çift daha var ama ben en çok bunu seviyorum. [http://ff.im/ayOCM]
- "monsieur cok" gayet başarılı bir animasyon, şiddetle tavsiye ederim.
- "çinlilerden 'çakma' presto" bir de biz yapalım, daha ucuza imal eder, daha ucuza satarız diyorlar her şeye ama animasyonlar için bile kasılmaz ki! çok şaşırdım ben bunu görünce.

- turgay turgut'un eytişim isimli kitabından birkaç sayfa. tasarımı (ve içeriği de) epey sıradışıdır bu kitabın.



- ohio ("ohio'dan adam çıkmaz")'da "superman'i koruma kanunu" vardır ve oralarda superman hakkında ileri geri konuşamazsın, pelerinini etek falan yapıp dalga geçer gibi sululuklar yapmana izin yoktur. oysa new york ("new york, new york")'da aklına gelen herkes hakkında her şeyi söyleyebilirsin. işte bu tamamen kıçımdan uydurduğum bilgiler ışığında, istediğin zaman amerika'da rahatça gezebilirsin... neyse, superman elbette süper biridir, kimsenin kuşkusu yok bundan, ama her süper şeyi sevmek zorunda değil insan, hatta "her yeri süper olsa ne olacak, o komik kostümle en fazla çocuk tiyatrosuna yakışır!" gibi laflar eden bile çıkacaktır. aşağıdaki üç görsel, işte bu türden kötü niyetlere hizmet ediyor. çok kısa aralıklarla bu üçü karşıma çıkınca, "yoksa bu bir işaret mi? yok ama lan, işaret olayı batman'de vardı" dedim kendi kendime...


2 yorum: