11 Nisan 2010

assassin's creed 2

bir gün ayda rakı içebileceğime inanabilirim ama geçip gitmiş günlerden bir güne dönmek bana olanaksız geliyor; fizik bilimi istediği kadar götünü yırtsın. işte bu yüzden, assassin's creed'in ilk bölümü bana ilaç gibi gelmişti çünkü aynı neden: geçip gitmiş günlerden bir güne dönmek bana olanaksız geliyor ama bu konuda sanal bir tecrübe yaşayabilirim.
olimpos beldesini bilirsin. konu orası olunca, eskiden çok güzeldi diye cümleye başlamanın bir görgü kuralı olduğu, güzel bir yerdir ve arazi, her daim, "bastığın yerleri taş toprak deyip geçme, düşün!" diye bağırır ama o kadar çok uyarıcı ya da gürültü ya da kargaşa vardır ki, geçmişin seslerini duyman oldukça güçtür: bir dolu bikinili kız ya da bir şişe şarap ya da bir çift kağıtlı ya da sevgiliyle günlerdir çözülememiş bir problem ya da sinir bozucu bebeleri çığlık atan, kışı yazı siklemez kalın kıyafetli teyzelerle dolu, piknik tüpü aileleri ve onların denizlere sürüklenesi arabaları ya da elbette hakkımız, memleketin her yeri bizim, haydi canını çıkarana kadar tüm dokunulması zor yerlere yollar açalım, her yolu ayak yolu yapalım fikrine yapışmış pansiyonların gürültülü kargaşası ya da başka bir dolu şey... zamanın yoktur belki de? yine de, denize kendini atıp, biraz yüzdükten sonra, kendini suya teslim edip, sırt üstü yataraktan hayallere kapılabilirsin. gerçekten özel bir anı yakalayıp, bin küsür yıl önce neler oluyordu buralarda diye düşünüp, kalıntıların izini sürmeye başlayabilirsin.
hah işte onu diyorum, oyunun ilk bölümü bendeki "o zamanlarda yaşam" merakına azıcık da olsa derman oldu; salak sepet bir sanal tecrübe. işin güzel yanı, assassin's creed tam da buna paralel bir yapıya sahip. aslında tüm olan biten günümüzle ilgili: çok fantastik bir cihaza bağlanıp, genetik bilimine sırtını dayayıp, geçmiş günlerin izlerini takip ediyor oyunun kahramanı.

ilk bölüm, şahane atmosferi, güzel konusu ve müzikleriyle oldukça başarılıydı zaten ve bu ikinci bölüm neredeyse kusursuz olmuş. sinir bozan hemen hemen her şeyden kurtulmuşlar ve bir dolu artı kazandırmışlar oyuna. en başta ezio [tam ismi: ezio auditore de firenze] yürürken, altaïr gibi kırıtmıyor! oyunun hemen başında makineye bağlanan ezio, zırt pırt yerinden kalkmıyor, oyuncunun oyunu başlatmasıyla ilişkilendirmişler, sen bağlanınca o da bağlanıyor işte, bir de yatağa sürüklemiyorsun, bir saat muhabbet etmiyorlar ki bu ezio'nun kırıtmamasından çok daha önemli. ayrıca şöyle güzellikler var:
-para sistemine geçilmesi de çok akıllıca olmuş, anlamsızcasına bayrak toplamaktansa para sandıkları toplama ya da görevlerden sonra para kazanma özelliği, alışveriş yapmaya, kıyafet, silah, harita satın almaya hatta köy yönetmeye kadar bir dolu olanağa yol açmış.
-artık yüzme yeteneğine sahip olan karakterin hareket ve silah kullanma becerileri de geliştirilmiş.
-aranma derecesiyle ilgili düzenlemeler yapılmış, sağa sola asılan "aranıyor" afişlerini yırtarak ya da sokaklarda halka duyurular yapan armutlara rüşvet vererek aranma derecesi düşürülebiliyor. aranıyor afişlerinin oyun ilerledikçe çok garip yerlerde bulunması biraz saçma olsa da, binaların tepelerinde sadece ana karakterin gezmiyor olması (
binaların tepesinde koşturan ve bazen ezio'dan bile para çalabilen bir dolu hırsız var) durumu biraz düzeltiyor.
-ezio, dikkat dağıtmak için dansçı kadınları ya da destek için hırsızları, savaşçıları kiralama olanağına sahip.
- müzikler sağlam, çok sağlam hem de. bu işi en iyi yapanlardan biri olan jesper kyd, ilk bölümde olduğu gibi bu bölümde de harika.
- ana ve yan görevler çok daha yaratıcı ve çeşitli.
- dükkanlar hoş bir renk getirmiş oyuna. bir sanat ve sanatçı dostu olarak resim kolleksiyonu yapma opsiyonunu çok tuttum doğrusu.
- aklıma geldikçe çaktırmadan ekliyorum: bir başka şehire gitme konusunu da çok güzel çözmüşler.
- epey zor bulunan duvar resimleri (simgeleri) ile gizlenen "hakikat" bulmacaları şahane. bazıları gerçekten de zorladı beni.
- övdüm övdüm bitiremedim, daha da överim gibi görünüyor.

oyunda neredeyse tek sinir bozucu şey, ara videoları geçememek. genellikle ara videoları keyifle izlerim oyunlarda, sıkıntı vermez bana ama bir yandan da izlemek istemiyorsam geçme olanağım olsun isterim. belki de ben keşfedemedim ama ara videoları paşa paşa izlemek zorunda olmak çok sıkıcı. bak, diyorum, sevdiğim oyunları iki üç kere oynarım ben, tamam ilk oyunda zaten izliyorum o uzun muhabbetleri ama sonraki oyunlarda "tamam biliyorum abi" deyip geçmem gerek.

yapımcı şirket illegal kopyaların oyun çıkar çıkmaz dünyaya yayılmaması için oldukça uğraşmış. oyunu satın alsanız bile internet bağlantınızın olması şart, en ufak "save" işi bile internet üstünden yapılıyor. bu bakımdan, oyunun kırılması rekor sayılabilecek bir süre aldı ama kırıldı mı evet kırıldı. zaten oyun şirketinin çabası da, bu kırma işinin uzun sürmesine yönelikti. işte, oyunu bekleyenlerin satın almak zorunda kalmaları için biraz daha zaman yaratmış oldular böylece.
oyunun istesi: assassin's creed 2
not 1: ilk görseldeki, altaïr.
not 2: oyunu daha bitirmedim yine de şahane bir öyküsü olduğunu söyleyebilirim.
görsel:
johnsonsan.deviantart.com
ve3d.ign.com
primotechnology.com

3 yorum:

  1. off hem de oyunun hikayesi harika. bitirdikten sonra yeniden yazmak isteyeceksin.
    gerçekten de çok güzel bir oyundu ya. direk oyunun içine girmiştim, hatta bir iki hafta rüyamdan bile çıkmadı. en kötü yanı çabuk bitti.
    en en güzel haber de devamı kasımda(tam emin değğilim) çıkıyor :) brotherhood. ve yine ezio olacakmış :D

    YanıtlaSil
  2. ilk bölmde cihaza baglayamadm adamı bi oraya gidiyo bi buraya ama degisen bisi yok gecemedm daha ilk basından :((

    YanıtlaSil
  3. @pininci, epey oluyor oyunu bitireli aslında. öykü ve atmosfer dediğin gibi, çok güzel.

    @adsız; bilemiyorum, dediğim gibi epey oldu oynayalı ve sorun çıkmamıştı hiç oyunla ilgili.

    YanıtlaSil