15 Nisan 2010

"lütfen!"

bir kanalın haber bülteninde, "bir kameramana saldırgan davranış gösterildi!" gibisinden bir haber yayınlanıyor. haber görüntülerinde sakallı bir adam, "işini yapan" haber kameramanına bağırıyor, kameramanın üzerine yürüyor. ardından diğer habere geçiyorlar ve izleyici, haber bülteninde gördüğü bu görüntülerden sonra, "evet abi, tahammülsüz, saldırgan insanlarla dolu bu gezegen" gibi şeyler söylüyor yanındakine. işte o izleyici, bir başka gün, "haber bültenlerini hiç kaçırmam, dünyada neler olup bittiğini takip eden, akıllı bıdık bir insanım ben!" gibi şeyler de söylüyor çevresine, göğsünü kabartarak.
daha sonra, o sinirli adamı nesne edinen kameranın (yani kamera ekibinin) başka bir kamera tarafından nesne edildiği ortaya çıkıyor. sakallı adamın neden kızmış olabileceğini daha önce hiç düşünmemiş izleyici bu defa yayınlanan görüntüler karşısında "bu medya çok şerefsiz abi, bok kafalılar!" diyor yanındakine. izleyici olmanın güzelliği bu işte, bol bol yorum yapıyorsun, hayatın yorum yapmakla geçiyor. keşke bir kamera olsa da kaydetse senin yorumlarını, insanlık tarihi faydalansa senden. ( ya da bir sitede yazabilirsin derdini, hah! )
neyse, olay şu: sakallı amca ve oğlu anlaşılabilir ölçülerde görüntüleniyorlar haberciler tarafından ve kendi yollarında ilerleyip hayatlarına devam etmek istiyorlar. ancak kameraman, "biraz daha ekmek çıkaracam ben" dürtüsüyle (buna dürtü deyip geçmeyim, yavşaklık, şerefsizlik de diyeyim) adamı takip etmeye başlıyor. adam ve oğlu, "tamam istediğiniz görüntüyü aldınız, rahat bırakın bizi, düşün ensemizden" diyorlarsa da kameramanı (ve yanındaki tipsiiiiz, kıııııl, salaaaak elemanı) ikna edemiyorlar. 20 - 25 defa "lütfen!" diyor adamcağız, ama hayır, "işimizi yapıyoruz" diyor haber ekibi.
yine de adam ve oğlu yollarında yürümeye çalışmaktan başka bir şey yapmıyor. bunun üzerine adi kameraman siktir çekiyor. eh sakallı adam da buna tepki veriyor. süper! işte sana haber! sakallı adamın bu tepkisi (sadece bu tepkisi) haber oluyor. buna da yavşak haberciler (habercilerin yavşak olanları), "haber yapmak" diyorlardır.
işini "layıkıyla" yapmış olan kameraman, belki de "tamam kızdırdım ama bir de kendime ya da yanımdaki şu tipsiz, kıl pezevenge bir yumruk çaktırabilsem çok daha bomba bir haber olur lan!" diye düşünüyor ya da belki sırf ırkçı ya da aşırı dinci bir hıyar olduğundan, son defa şansını deniyor ve "sikik terörist!" diye laf atıyor. artık sinirleri iyice laçkalaşmış baba ve oğul elbette bu lafı kabul etmiyorlar ancak kameramanın beklediği ya da istediği şeyi de yapmıyorlar.
tüm bu olay, başka bir televizyon programında detaylıca anlatılıyor:



ayrıca bak:
the office ve kamera
altı ay tv izlememek bir insana ne kazandırır?

kaynaklar:
mumbrella.com
mediawatch

4 yorum:

  1. Bilirsin izleyici bir nevi akbaba. Çiğe et lazım çoğuna. Medya da akbabalara çiğ et bulmakla yükümlü hissediyor kendini. Önemli değil kimi parçaladıkları, yalan söyleyip söylemedikleri. Önemli olan ekranda o an gösterilen 30-40 saniyelik görüntülerle bize diledikleri fikri vermeleri. Eh ayrıntı yoksa akılda evirip çevirmede yoktur öyle değil mi?

    YanıtlaSil
  2. yok ben katılmıyorum seyircinin belirli bir profili, bir açlığı olduğu düşüncesine. medya inatla "nitelikli" yayın yapabilir ama daha hızlı para kazanma isteği ve niteliksiz yayının daha çok ilgi görmesi "seyirci bunu istiyor" mazeretini doğuruyor. bir de şu var, "kamera" ve bununla ilişkili olarak, görüntü oluşturan tüm olanaklar (kamera, fotoğraf makinesi, photoshop, vs vs vs) ve bunların sonuçları (televizyon programlarında başkalaşan, tuhaflaşan insanlar, youtube gibi video servislerinde dakikalarca konuşan, şarkılar söyleyen, danseden insanlar, en basitinden internet sitelerinde kullandığımız avatarlar bile) günümüz insanlığının "ben" dediği, diyebildiği, kendini tanımladığı özellikler olup çıktı. demem o ki, "gerçeği yansıtan" ile "gerçeği kurgulayan" görüntüler dünyasında hakikat arayışı içindeyiz ve medya organları bu anlamda çok büyük bir sorumluluğu yükleniyorlar aslında.

    YanıtlaSil
  3. Haber bülteni adı altında önümüze konulan "şey"lerde en son ne zaman haber dinlediniz? Haber diye sunulan herhangi bir konuda tarafsız olunduğunu hatırlıyor musunuz hiç?

    YanıtlaSil
  4. kemal sayar'ın bir sözü çok isabetliydi: "türkiye'de şiddeti önlemek için ilk ne yaparsınız deseler, 'haber bültenlerini düzeltin' derim" ( newsweek türkiye dergisinden)

    YanıtlaSil