






deseo-works
şu adamlar çıksalar ya artık ortaya. sadece kendi hayatımı biliyorum sonuçta, yine de eminim binlerce yıllık efsanevi varlıklar bunlar.
hasancebi.blogspot.com ile başlayan mim dalgası, deli profesör'ün pasıyla bana ulaştı. back to the future ve atlas deneyi "zamanda yolculuk etme olanağın olsaydı, iki seçeneğin ne olurdu?" araştırmasında çağrışımsal referanslar olmuş. bu konuda düşünmeyen insan yoktur her halde? en basitinden, pişmanlıklar ya da özlemler bile yeterli küçük bir yolculuğa çıkma isteği uyandırmak için.ben, zaman makinesi araştırma ve geliştirme ünitesinde asistan olarak çalışıyordum. yüzyılı aşkın bir zamandır bu aletin icadıyla alakalı teoriler, araştırmalar yapılmıştı ve biz gelinebilecek son noktaya geldiğimize inanıyorduk. zamanda yolculuk konusunda geleceğe değil geçmişe yönelik amaçlarımız vardı. hocamız, profesör, geleceğe zaten hali hazırda yaklaştığımıza, ama gittikçe uzaklaştığımız geçmişimize dönmenin çok daha başka bir şey olduğuna inanıyordu ve her şey buna göre yapılıyordu.
o gün bilimsel araştırma tarihi için de önemli bir gündü bence; zaman makinesini denediğimiz gün! şu anda bana komik gelen şeyler var ama inanın o sıralar hepimiz saçlarımızı yoluyorduk çünkü makina tüm fonksiyonlarıyla doğru çalışıyordu; tüm hesaplamaların sonucu zamanda geriye gittiğimizi gösteriyordu ancak yerimizden kımıldamamış buluyorduk kendimizi… bilim tarihi ince düşünen zeki insanlarla doludur ancak bu insanlar bazen önlerindeki kocaman bir fili bile göremeyecek kadar kendilerini işlerine kaptırmış olabilirler… evet, geçmişe gitmeyi başarmıştık hatta başardığımızı fark edene kadar on dört kere tekrarlamıştık bu yolculuğu!
çok garip bir durumdu; size şöyle açıklamaya çalışayım: zaman makinemiz sadece yedi dakika öncesine götürüyordu bizi. bununla beraber, tekrar çalışması, her şey yolunda giderse dört dakikayı alıyordu… kısacası zamanda sadece birkaç dakika öncesine yolculuk yapabiliyorduk ve örneğin aristoteles'in kafasına bir taş atabilmek için yüzyıllarca uğraşmamız gerekecekti! sanırım bir arkadaşımız buna benzer yolculukların süresiyle alakalı bazı hesaplamalar yapmıştı da… ancak hiçbir detay hatırlamıyorum… sadece yüzyıllardan bahsediliyordu!
hatırladığım bir şey var ama; o da profesörün araştırmalarımızı sona erdirmeden önce söylediği şu laf: "bunca denemeden sonra hala yerimize sayıyorsak ya insanlık zamanda çok gerilere gitmeyi asla başaramayacak ya da bize yardım etmeyecek kadar dangalaklar"
dünyada türk blogculuğunun yeri ve vatan evlatlarımızın blog sorunları benim üzerine yazmak istediğim konulardan değil; en azından kendi bloğumda. ama ilgiyle ve severek takip ettiğim cevval portakal, dahil edildiği mim dalgasında, konuyla alakalı ironik ve isabetli tespitlerde bulunduktan sonra, "başarısız blog nasıl yazılır, cevap verile!" diye buyurunca, keyifle ona uymak istedim...
dünya kültür tarihine küçük ama önemli bir katkıda bulunduğum için ne kadar övünsem azdır. stanley kubrick'in 1980 yapımı "the shining" filminde jack nicholson'ın, hayatından bir kesiti canlandırdığı efsanevi kişilik jack torrance'e ait bu eseri gün ışığına çıkarmak gerekiyordu elbette...
gün boyu elektrik yoktu. daha doğrusu erken saatlerde gitti, telefon açtık saat dört gibi gelir dediler... bir kamyon hatta bir vagon zaman! eh, biz de beklemeye başladık."(...) bilgisayarla yapılan modellemeler ışığında, 2M1207A adı verilen bu yıldızın çok genç, sadece 8 milyon yaşında olması gerektiği ortaya çıkmış"kendini kötü hissediyor insan. 8000 yıllık bir elektrik kesintisi oldu, sıkıntıdan geberdim, diyesim geliyor... maksat, gök cisimlerine karşı edepsizlik olmasın!
"(...) buna göre, gezegenin yaşı sadece 10 milyon yıl; yani bu güne kadar keşfedilen güneş sistemi dışı gezegenlerin en gencinden bile çok daha genç"
"(...) kuyruklu yıldızdan alınan örneklerin, güneş sisteminin ilk zamanlarından, 4,5 milyar yıl öncesinden, sistemi oluşturan gaz ve tozdan kalan, bozulmamış madde içereceği düşünülüyordu"
sahip olduğumuz 100 trilyon hücrenin yalnızca %10'u gerçekten insana ait. geri kalanların sahipleriyse bakteri, mantar ve diğer mikroplar. (...) çoğu zaman vücudumuzu 90 trilyondan fazla mikropla, kavgasız gürültüsüz paylaşıyoruz.e o zaman ne zevki / anlamı kalır dvd kolleksiyonu yapmanın, "ben kahvaltıda süt içerim" diye ortalıkda dolaşmanın?
küçük bir dükkanda akşama kadar "vcd" izleyen iki adamdan birinin beyni erimek üzereydi. diğeri bunu bilmiyordu çünkü izlediği filmin en heyecanlı yeri bir türlü geçmek bilmiyordu. yaşlı bir teyze girdi dükkana ve bir poşet sap ile iki poşet saman koydu bir kenara. bunları karıştırır mısınız rica etsem dedi ve beyni erimek üzere olan hıı tamam abla dedi.

overture to "die fledermaus" / strauss (zubin mehta, conductor)
"tritsch-tratsch polka" / strauss
overture to "la gazza ladra" / rossini
overture & dance miniatures from "the nutcracker suite" / tchaikovsky
"du, du" excerpt from "die fledermaus" / strauss
triumphal march from "aida" / verdi
"look sharp" march / m. merrick
excerpt from symphony no. 5, last movement / beethoven
"the flight of the bumble bee" / rimsky-korsakov
"dance of the hours" / ponchielli
symphony no. 9 (scherzo excerpt) / schubert
excerpt from symphony no. 8, first movement / beethoven
"fiddle-faddle" / leroy anderson
march from "the nutcracker suite" / tchaikovsky
"carnival of venice" / j. bellak
"stars and stripes forever" / sousa.













tanıtım videosunu aylar önce tesadüfen izlemiştim; akabinde portal'ı buldum ve o bir türlü geçemediğim bölüme kadar (18. bölümdü sanırım) çok eğlendim.