14 Mayıs 2007

aynadaki yüz

artık neden şaşırmıyorsun? çünkü çoğunu ilk defa çocukken gördün ve tüm o şaşkınlıkları unuttun. bir sabah uyanır uyanmaz karşılaştığın her şeye, her insana, eşyaya, kelimeye, her ne algılıyor isen ona işte, ilk defa görüyormuşcasına bakmayı dene. pencereye ve cama bak, musluktan akan suya, annenin ya da kardeşinin ya da karının yüzüne, bedenine, çıkardığı sese… her neyle karşılaşırsan yabancılaş ona; bundan bahsediyorum… hayretler içinde kalacağını düşünüyorum.
nasıl olacak biliyor musun; bak şöyle anlatayım; bir şeyle ilk defa karşılaştığında o şeyi bir kategoriye sokma eğilimi gösterirsin; başka şeylerle bağlantılarını kurarsın kafanda. üzerinde hiç durmamışsındır belki de. bu bağlantıların detaylarını fark ettiğinde çok şaşıracağını söyleyebilirim. dur, bir paket sigaradan bahsedeyim sana.
bir paket sigaraya yabancılaştığını düşünelim. tut elinde paketi ve incele; hakkında hiçbir fikrin yokmuş gibi. geometrik şekline, ağırlığına, paketin üzerindeki parlak jelatine, çeşitli renklerle, çizgilerle, belki resimlerle ve harflerle bezenmiş pakete bak. paketin nasıl açıldığını düşün ve içindekileri incele. bir tane sigara çıkar ve ne işe yaradığını düşün. aklına ne geliyor ise artık; yeter ki o pakete ve içindekilere yabancılaş ve hemen ardından tanımaya çalış.
nesnelerde uzmanlaştıktan sonra tanıdığın ve tanımadığın kişilerde yaşa bu yabancılaşma duygusunu. biraz şaşır. her gün aynı dünyaya uyanmadığını düşün sonra.
bütün bunlar ne işe mi yarayacak? hiçbir şeye yaramayacak belki de; sadece bir süre eğleneceksin?

1 yorum:

  1. Bu yabancılaşma deneyimi aslında bir anlamda bizi farklılıkları görmeye, yabancılaşmamaya yöneltmiyor mu? Zira bir nesneyi, bir insanı, bir canlıyı, bir mekanı kanıksamak; her güne aynı uyanmak zaten yabancılaştırmaz mı bizi? Kendimize, çevremize, sevdiklerimize...

    YanıtlayınSil