04 Haziran 2008

aptala masal*

avustralya, 2007...
richard watson uyandı, giyindi ve kahvaltı hazırladı. içinde bir sıkıntı vardı, uzun zamandır akla zarar boyutlarda gereksiz bir şey yapmıyordu. varsa yoksa küçük genellemeler; onlar da kesmiyordu doğrusu... çay kaynarken pencere kenarındaki aşk merdiveni** bitkisinin yapraklarını sayıp, tüm yapraklar bir araya getirildiğinde oluşacak şekli ve bunun ölçüsel değerlerini hesapladı.
bu arada ross dawson uyanmış, mutfağa girmişti bile.. richard'a ve kendine çay koydu. ross'un uzattığı fincanı alırken, ross'un boxer donuna baktı ve "benimkini giymişsin" dedi richard...
sakince kahvaltı yapmaya başladılar. ross, "canın sıkkın? istersen çıkarayım donunu, eğer, yani..." gibi bir şeyler söyledi. "yok hayır, yani sen bilirsin de, sıkıntım ondan değil, şöyle üçüncü dünya ülkelerinin gazetelerinde bile yankılanacak bir araştırma yapasım var..." dedi richard.
"yapalım baba, nedir yani, dur getireyim kalem kağıt" diye hemen heyecanlandı ross; seviyordu richard'ı; ne de süprizlerle dolu bir insandı...
richard kahvaltı masasını toplarken, ross kağıt, kalem, cetvel işte ne lazımsa hepsini getirmişti bile.
"bir çizelge hazırlayalım mesela..."
"hah işte de, ne çizelgesi?"
"düşünelim nedir yani..."
"kadın erkek arası farklar konusu?"
"boku çıktı onun..."
"hayvanlar insanlar?"
"sıkıcı... maymunda tıkanıyoruz..."
"oğl'm en mantıklısı teknoloji ve yaşam"
"bak iyi buldun... o zaman, şey yapalım, 50 yıl içinde neler icat edilecek onları araştıralım?"
"yuh! nasıl bileceğiz yahu! boşver sen onu, en güzeli, 50 yıl içinde neler yok olacak olsun ismi..."
"evet evet... süper... hadi... şu senin tükeniş çizelgesini getir de desteksiz atıyorlar demesinler..."

*ismini anmak istemediğim (dolayısıyla bağlantısını da vermek istemedim) aşağılık bir gazetenin haberi üzerine bir canlandırma. (bir haberde eğer "...mi bilinmez ama..." diye geçen, bir cümle bağlama bölümü okursan/duyarsan bil ki dangalak yerine konuluyorsundur! )

**aklımda "şeytan merdiveni" diye kalmış... google resim aramada o isimle bulamayınca, "merdiveni bitki" diye arattım ("bişey merdiveniydi ya ne merdiveniydi?") ve karşıma aşk merdiveni çıkınca "yuh!" dedim kendime. kullanmayım diyorum psikolojiymiş, bilinçaltıymış...

2 yorum:

  1. Bu konuda tamamen haklısın. Hatta benim fikrimce böyle kıçından araştırma uydurup dünya gazetelerine gönderen şahıslar yerine, direkt "İrlandalı bilim adamları araştırmış, 50 yıl içinde televizyon, faraş kibrit, buzlu tuvalet camı ve Adnan Şenses tarihe karışacak..." diye haber uyduran gazeteciler var.

    YanıtlayınSil
  2. araştırmacı gazeteciliğin bir de o boyutu var demek ki...

    YanıtlayınSil