05 Eylül 2007

aydaki balina

şu “aya çıktık” muhabbetine anlam veremiyorum; ben aya falan çıkmadım (bir gün çıksam, dünyaya karşı rakı içmek isterdim) şunu da arada belirteyim; aya gitme konusu bana olanaksız gelmiyor; sadece bununla ilgili çalışmak gerek.
dediğim gibi, en azından henüz- aya seyahat etmiş falan değilim. ama birisi sorduğunda “insanlığın başarıları neler?” diye hemen saymaya başlıyorsun; yok aya çıktık, yok elektriği keşfettik; hastalıklara çare bulduk… kendini birden seksen iki ciltlik insanlık tarihi ansiklopedisinin kahramanı sanıyorsun.
her an elinin altında olan şeyler gurur veriyor sana; vay be diyorsun ne kadar ilerledik! bu sadece bilim tırıvırılarında değil; bir çok şeyde böyle. şampiyon olduk, yunanı denize döktük, avrupa birliğine girdik, gün geçtikçe daha bir ahlaksız olmaya başladık vs vs vs… yok, değil öyle işte… benim bunların hiçbiriyle alakam yok; aya da çıkmadım “yunan”ı da itmedim denize…
sadece başlıkları biliyoruz o halde. ve elbette en etkileyici başlıkları. şunu mutlaka düşünmüşsündür, saf doğada, çırılçıplak, hayatta kalmayı başarabilir miydin? ilk etapta aklıma, odun kırmak, birşeyleri yakmaya çalışmak, kendimi savunmak için silah yapmak vs geliyor. tamam çok zekisin, öpüyorum yanaklarından ama senin de aklına buna benzer şeyler geliyor; taa en başa döndün işte; aslında bi boktan çaktığımız yok…
oysa biraz önce aya çıkmış, tokalaşmak suretiyle veri aktarımı gerçekleştirmiş, daha bir sürü “acayip” şeyler dünyasında, hiper şeker bi canlıydım?
oldukça muhterem bir kişi, içinde bulunduğum topluluğa “ortaçağ adamı mı daha çok şey biliyor yoksa siz mi?” diye sormuştu. insan kendine yediremiyor; elbette ben daha çok şey biliyorum diye. düşünsene adamın –ortaçağdaki- “gezegende bilinenler” listesi kaç maddeyse artık; benim listem devasa! ve o adam örneğin biri hastalanıp öldüğünde “hastalandı öldü” diye –doğru- bir şey söylerken ben hangi hastalıktan öldüğü konusunda da bilgili olmalıyım. yani, eğer bir sidik yarıştırma (kim daha çok "şey" biliyor?) söz konusu ise. [elbette böyle bir zorunluluğum yok günlük yaşamda; her şeye yetişemem ki!]
bu kolektif mastürbasyon “aya çıkmak” gibi bir konuda sana pek zararsız, “ya iyi de orada demek istenen, insanlık olarak...” cart curt laflarıyla soslu bir geçiştirme havası estirebilir. ama çok hassas noktalar da var: “biz özgürlüğümüz uğruna kanlar döktük; bin türlü acıdan geçtik” deyip gururla arkama yaslandığımda bir bok yemiş olmuyorum aslında. burnum bile kanamıyor! “dedem, babam ve ben beraber çarpıştık” demek gibi bir şey bu; çocukça.. "hayır, kan döken dedemdi; böylece babama büyük bir fedakarlıkla yaşama ortamı hazırladı ve babam da eşeklik etmeyerek beni yetiştirdi; şimdi ben de “şunu bunu” yapıyorum ki çocuğum salak ve zavallı olmasın…"
kendini, dedesinin yaptıklarını yapmış hisseden biri, en basit açıklamayla ruh hastasıdır ve hayata yansıması-karışması-müdahil olması tam bir felakettir. e yani, “ayda manzara ne güzeldi” diye hayal kursam; neil armstrong’un torunu olsam? demezler mi adama “dingil; madem öyle sen de mars’ı hedefle, salak salak otuzbir çekeceğine!”
belki de birilerinin demesi gerek.

-->bir insan tek bir kişi olarak aslında tüm insanları temsil eder; en basiti: birinin hayatını kurtarırsan insanlığın hayatını kurtarırsın.
ama işte bunlar “bir şey yapmak” demektir; aptalca kendini kandırmak değil.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme