
aşağıdaki animasyon, en eski öyküye bir yorum. adem, havva, elma, yılan... "maymun'dan mı geldik, adem ile havva'dan mı?" tartışmaları sonsuza dek devam edecek. bu tartışmanın (diğer bir çok tartışma gibi), yüzde yüz kesinlikle sonuçlanması durumunda bile, günlük hayatı pek etkilemeyeceğini düşünüyorum. konuyla alakalı en komik yorum da (sanırım) kem-ken'den gelmişti: "adem ve havva isimli iki şempanzeden geldiğimizi düşünürsek bir uzlaşmaya varabiliriz" gibi bi'şeydi... arada sırada bir kısa camel paketinden geldiğimi düşünsem de, yine de bu tartışmayla varılacak sonuçlar ilgimi çekmiyor...
ama hassas konular bunlar. neden hassas bu türden konular? bu konular gerçekliğe pamuk ipliğiyle mi bağlı? hayır; bu konular onları aşırı hassas ve hatta saldırgancasına savunan kişiliklere pamuk ipliğiyle bağlı sadece. yani düşünsene, sapasağlam olduğundan tamamen emin olduğun bir duvara sırtını dayamışsın, kendini huzurlu ve güvende hissediyorsun ama sağda solda duvar hakkında "'çürük bu, sağı solu yosun tutmuş', 'var ya şu duvarı bir yıksak süper olacak', 'ben duvarın içinden geçerim nedir yani', 'bizde bir duvar var buna beş basar', 'bilim teknik'te okudum, atom altı seviyesinde bakılınca aslında her bakımdan boşluklarla dolu bu', 'duvar değil önemli olan, önemli olan kırlar, bahçeler' gibi bir sürü laf ediliyor diyelim. ne yapacaksın? hani sapasağlamdı duvarın? o halde?
şu türden şeyler: film falan izliyorsundur, hayranlığını belirtmek için, "adamlar neler yaratmışlar yahu" gibi bir şey söylersin. oradan atlar hemen, çok büyük bir düzeltme yapacak ya: "yaratmak allah'a mahsustur..." televizyonun içinden çıkar filmin yapımcıları, "paçalarımızdan gezegenler mi düşüyor? nedir yani, allah matrix mi göndersin dünyaya?"
özellikle din söz konusu olduğunda insan kişisinin rahatlığını (genişliğini) anlayamayanlardanım. asker olduğunu düşün, sadece bir ersin, tamam peki albaysın, ama en büyük komutanın huzurunda ne kadar rahat davranabilirsin, onun adına ne kadar hükümde bulunabilirsin? yahu onun huzurunda rahat rahat ismini söyleyemezsin! cüret edemezsin; götün yemez! ki olması gereken de budur. tüm dinlerde var bu insani durum; bir kısım insan, huzur ve güven duygusuyla inancını yaşıyor, yüzünde davranışlarında olması gereken o huzur var... bir kısım insan kişisi ise çırpınıyor, kaşınıyor, titriyor, sürekli bir şeyler yapmak istiyor; huzurdan eser yok! sürekli bir mücadele içinde, skor peşinde, bir görev verilmiş sanki...
benzer durum bir dine inanmayan insan kişileri için de geçerli. onların da bir kısmı huzur ve güven içindeler bir dine inanmayarak; bir kısmı da "din diye bir şey olmasın" diye çırpınıyor, kaşınıyor, titriyor... işte bu "bayrak sallayıcılar" yüzünden binlerce insanın hayatı zehir oluyor.
bu mesaj kaygılı yazının sonuna gelirken, zeitgeist isimli filmi mutlaka izle diyorum..
8 yorum: