07 Şubat 2009

iskelet

sebastian, arap çöllerinde posta taşıma işinde çalışmak üzere arap posta idaresine iş başvurusunda bulundu. arap değildi ve arapçası da iyi sayılmazdı ama çöllere düşkündü. kendi ülkesinden sırf bu çöl aşkı yüzünden ayrılmıştı ve en güvenli ve huzurlu işi bulmuştu işte. o dönemde üç çeşit posta taşıma şekli vardı: kargo, acele posta ve normal posta. dolayısıyla bu üç hizmete yönelik üç hayvan: deve, at ve eşek... uzun çöl yolculuklarına düşkün olan sebastian hiç şüphesiz “normal posta departmanında çalışmak istiyorum” demişti iş başvurusunda. “peki sebastian nasl istersen” diyerek onaylamıştı bu isteği posta idaresi başkanı bayan esmeralda. arap ölçü ve ağırlık birimleriyle ilgili yaptığı bir araştırma nedeniyle ülkesinden ayrılmıştı ve kendisi gibi evini terk edip buralara gelmiş bu gence her türlü kolaylığı yapmak istemişti.

büyük heyecanla ilk seferine koyulan sebastian, şehirden çıkıp çöle daldığı anda içinde yoğun bir mutluluk ve huzur hissetti. tam hayal ettiği gibiydi işte; kum tepeleri, sıcağın etkisiyle topraktan yükselen dalgalar, sonsuza uzayan düzlükler… ay çekirdeği paketini çıkardı keyifle çevreyi izleyip, derin düşüncelere dalarak ilerlemeye başladı. bir film izlerken ya da bir arkadaşını dinlerken çekirdek yiyen her insanın başına gelen şey onun da başına geldi bir süre sonra: ağzıyla açtığı kabuktan ay çekirdeğinin içi fırladı ve tam da dizinin üzerine düştü. şanslıydı ve hemen aldı düşeni, ağzına attı. çekirdek yemenin keyifli yanlarından biri, içleri bir süre ağızda biriktirip sonra hepsini çiğneyerek yemekti ona göre. bir diğer eğlenceli şey ise, düşen içi, özellikle karanlıksa, el yordamıyla bulmaya çalışmaktı. hayır karanlık falan değildi, aksine güneş neredeyse tam tepeye varmıştı.

tam ağzına götürürken çekirdek elinden kaydı, yere düştü. eşeği durdurdu, yavaşça indi ve eğildi. “çöl kumunda çekirdeğimi arıyorum! daha başka ne büyük bir mutluluk olabilir şu hayatta!” diye geçirdi içinden. işte oradaydı çekirdek, iki adım attı, eğildi, çekirdeği baş parmağı ile işaret parmağı arasında tuttu ve tam doğrulurken: “tık!” nefesi kesilmişti, kendini yere bıraktı. korkunç bir acıyla yerde yatıyordu ve kesinlikle kımıldayamıyordu. hiç şüphesi yoktu; bel fıtığıydı bu! şanssızlığına küfretti; daha ilk seferinde olacak şey değildi doğrusu!

ilk günün sonunda o klişe çöl karikatürlerinin yerde sürünen, “suuu..” diye inleyen adamlarına dönmüştü. bu durumda kalabileceği aklına gelmişti işe başvururken ama bu kadar erken gerçekleşeceğini düşünmüyordu. sadece su değildi ama istediği, çok da acıkmıştı. doğrulamadığı ve bacaklarını oynatırken acı çektiği için ilerleme işini kollarıyla yaptığından bitkinliği çok daha yüksek derecedeydi karikatürdeki tiplere kıyasla… aklı başında değildi, “açıııım, susssuuzmm, aççıııım” diye inleye inleye ilerlemeye çalışıyordu ancak hangi yöne gitmesi gerektiği hakkında hiç bir fikri yoktu!

artık dayanacak gücü kalmamıştı, bir şehire değil ölmek için uygun bir yere doğru süründüğünü fark etti belli belirsiz. gözüne kestirdiği irice bir kaya parçasına doğru sızlanarak ve iki kelimeye inmiş dağarcığını olabildiğince ortaya çıkararak ilerledi. tam da o sırada, gürültülü bir sürtünme ve hareket sesi duydu. kaya bir asansör kapısı gibi iki yana doğru açılıyordu. “aaççıım? ssuusssuuzz? aççım?” gibi bir şeyler söyleyerek şaşkınlığını ifade eden sebastian, hemen önündeki geçite doğru son gücüyle ilerlemeye çalıştı ancak edebi bir durum söz konusu değildi: son gücüydü ve eşiğin ağzına geldiğinde ölmek zorunda kaldı.

----------

ek 1 : ali baba ve bilişimci harami (24 numaralı harami) arasında geçen, giriş şifresi üzerine, iki ayrı zamanda yapılan konuşmanın kayıtları:

kayıt bir:

“hazırladın mı şifreyi?”
“evet efendim; açıl susam açıl”
“bu mudur!”
“güzel ama?”
“çok basit değil mi?”
“bilmeyen için çok zor efendim... araya sayısal değerler ve alfabe dışı simgeler eklesem daha güvenilir olurdu ancak takdir edersiniz ki oldukça farklı yapıda insanların bir araya gelmesiyle oluşmuş organizasyonumuzda, söyleniş zorluğu sıkıntılara yol açar…”
“söyleniş zorluğu tamam da, herkes düzgün şekilde mi söyleyecek sanki bunu bakalım?”
“hiç sorun değil efendim, herkese bu şifreyi söylettim ve kaydettim. şimdi kırk ayrı söylenişine de uyumlu”
“kırk bir…”
“sizi de ekleyeceğim elbette…”
“tamam aferin… iyi düşünmüşsün…”

kayıt iki:

"bak yine biri ölmüş tam kapı ağzında... en azından kapının nerede olduğu biliniyor demek ki! üstelik bu sefer kapıyı da açmayı başarmış!"
"efendim, kamera kayıtlarını kontrol ettim; adamın bizimle ilgisi yok, orada bulunması tamamen tesadüf... ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, dümdüz çölde koca bir kaya dikkat çekiyor!"
"doğru söylüyorsun... derhal farklı yerlere sekiz on tane kaya serpiştirin..."
"serpiştirelim?"
"yerleştirin işte... bir şekilde halledin! peki kapıyı nasıl açmış?"
"onu da araştırdım..."
"..."
"..."
"ee?"
"anlatıyorum..."
"gözlerimi büyütüp şaşkınlık içinde seni dinlememi mi bekliyorsun? yahu belli ki ben ali baba'yım, liderim, elbette soğukkanlılıkla karşılarım her şeyi! kişisel tatmin beklentilerine başlatma da, hızlıca, duraksamadan anlat!"
"afedersiniz efendim... kamera kayıtlarına göre adam çok ilgisiz şeyler geveliyormuş, yani anlam olarak ilgisiz, bizim şifreyle... her neyse, sonuç olarak geçidin açılmasının nedeni, sarhoş harami! "
"26 numara ha?"
"evet efendim. onun telaffuzuna uyumlu şifre versiyonu kapıda ölen adamın sayıklamalarına da uygun düşmüş..."
"o kayıtları ben de izledim! yahu bir kere adam arapça bile konuşmuyor!"
"ee... internetten bir yama indirdim, google translate ile tam uyumlu olacak mı acaba güvenlik sistemimiz diye... deneme amaçlı! sonra kaldırmayı unutmuşum..."
"yuh! kaldırıyorum şifreyi!"
"e peki nasıl girece'z içeri?"
"bir taşın altına zil koy, ona basılsın!"
"ama içerde birinin kalması gerekecek o zaman geçidi açmak için?"
"tamam, kapıcı harami olsun birisi... sondan bir önceki haramiyi kapıcı harami yaptım şu an!"
"hadi içerde ona bir şey olursa? bayılırsa ya da ölürse? kalırız kapıda!"
"of tamam! sarhoş harami için ayrı bir şifre uydur o zaman... o translate midir nedir onu da kaldır hemen! turistik bir mekan mı işletiyoruz! ne zormuş yahu..."

----------

ek 2: ali baba ve kırk haramiler çetesinin çöküşünün başlangıç sinyalleriyle ilgili üç gizli kayıt:

kayıt bir:

"ben dahil mi kırk kişi ediyoruz?"
"hayır sen artı kırk..."
"ben çok düşündüm..."
"çok basit bir matematik işlemi... ne diye düşündün?"
"hayır... bu işleri bırakmayı düşündüm..."
"ne?"
"evet..."
"olamaz... biz ne yaparız sensiz?"
"sadece kırk haramiler olursunuz..."
"sadece kırk haramiler mi? bu hiç korkutucu değil... sadece iki kişiler, hallederiz der gibi?"
"hayır! kırk haramiler! bu kadar! ben ayrılacağım..."
"olamaz bir lidere ihtiyacımız var..."
"sen lider ol..."
"ben mi?"
"evet neden olmasın? mithat baba ve otuz dokuz haramiler... nasıl?"
"olur mu öyle şey! evli bile değilim ben! bu olanaksız! "
"neden? evlendiririz seni, iki yıla kalmaz baba olursun? eğer otuz dokuza taktıysan bir ilan verirsiniz başvuranlar arasından birini dahil edersiniz çeteye..."
"hayır... ben..."
"olur olur.... bir yolunu bulursun sen..."
"hayır!"
"ne diye bağırıyorsun yahu? giriş şifresini de değitirebilirsin hem canın istediğinde?"
"hayır diyorum!"
"duyuyorum! allah allah neden bu kadar yoğun ve aşırı bir tepki verdiğini anlayamıyorum doğrusu?"
"bu benim gerçek yüzüm değil... ve tabii gerçek ismim de mithat değil... bunu sana açıklamayı uzun zamandır düşünüyordum..."
"anlamıyorum?"
"ben aslında..."
"evet?"
"aslında ben..."
"sen?"
"işte benim gerçek yüzüm..."
"??"
"asıl adım da mitat..."
"şey ne fark..."
"mithat değil... mitat! ve sana yaklaşık beş yıla yakındır deliler gibi aşığım..."
"bak!"
"lütfen sözümü kesme... duygularımı sana açıyor olmak inan ki çok zor! bu çeteye girdiğimden beri senden hoşlanıyorum... hoşlanıyorum da ne demek; sana tapıyorum..."
"mithat saçmalama!"
"mitat!"
"her neyse! saçmalama!"
"sen gidersen ben de seninle giderim..."
"bana bak mith... mitat... ben böyle bir ilişki şekline hazır değilim ve hiç bir zaman da hazır olmayacağım!"
"bana bir şans ver..."
"bir şans mı? şimdi görürsün sen.... talu! taaaluuu!"
"ne yapıyorsun!"
"hah! gel buraya talu... bu adamı al yanımdan ve derhal toprağa göm! artık otuz dokuz kişisiniz..."

kayıt iki:

"ben dahil kırk kişi mi ediyoruz?"
"e..evet?"
"ben.. çok düşündüm ve..."
"ne diye düşündün ki? çok basit bir toplama işlemi..."
"hayır! ben çeteden ayrılacağım!"
"hayır!"
"bana bak! eşcinsellik yapmayacaksın değil mi?"
"ne?"
"aman ha! her neyse; yerime senin geçmeni istiyorum..."
"ben..."
"konu kapandı...
giriş şifresini de değiştirebilirsin hem canın istediğinde?"
"dur... benim gerçek yüzüm..."
"lan sayıyla mı verdiler sizi bana!"
"eh? yani öyle oluyor..."
"defol!"

kayıt üç:

"alo? bağdat şehir karakolu mu?"
"ayva.."
"ne?"
"ha.. pardon size demedim... bulmaca çözüyoruz da.. ha ha ha... evet nasıl yardımcı olabilirim?"
"bir ihbarda bulunmak istiyordum..."
"şu anda istemiyor musunuz?"
"istiyorum?"
"buyurun isteyin.."
"ee... büyük bir organize suç şebekesinin lideriyim ve bu işlerden çok sıkıldım..."
"amerikalı mısınız? bay bush?"
"bu kadar boktan bir espri yapmayı nasıl beceriyorsunuz?"
"ha ha ha... aslında güzel bir espriydi..."
"bana yardımcı olacak mısınız?"
"olacağım galiba..."
"ali baba ve kırk haramilerin nerede saklandıklarını..."
"otuz dokuz değil mi?"
"ee... evet... pardon ağız alışkanlığı işte... her neyse... nerede saklandıklarını biliyorum..."
"nazire mi yapıyorsunuz?"
"nasıl?"
"yani, siz bilmiyorsunuz, bir türlü bulamıyorsunuz ama ben yerlerini biliyorum mu diyorsunuz?"
"sizce öyle mi diyorum? böyle düşünmenize yol açacak bir vurguda bile bulunmadım doğrusu!"
"bana öyle geldi de? bilemiyorum..."
"ağız tadıyla bir ihbarda bulunamayacak mıyım?"
"buyurun bulunun!"
"yerlerini biliyorum!"
"ee?"
"merak etmiyor musunuz?"
"pek hevesli görünmek istemiyorum doğrusu..."
"dalga mı geçiyorsunuz benimle siz?"
"ha ha ha... aynı dövüş kulübündeki gibi oldu yahu... efendim gerçekten yeterli... ben talu... biliyorsunuz ki ben baş komiserim sivil hayatımda... nasıl testinizden geçtim di mi?"
"ta.. talu... e... evet... aferin..."

----------

ek 3 : ali baba ve kırk haramiler:
1.akıllı harami 2. kuşkucu harami 3. şirin harami 4. gözlüklü harami 5. sinsi harami 6. emekli general harami 7. harami de niro 8. haramiye 9.harami baba (ikinci adam) 10. uzun kollu harami 11. uykucu harami 12. on ikinci harami 13. şaşı harami 14. öfkeli harami 15. sessiz harami 16. ıssız harami 17. koca kafalı harami 18. çok fonksiyonlu harami 19. bilge harami 20. topal harami 21. büyücü harami 22. avukat harami 23. doktor harami 24. bilişimci harami 25. polis harami 26. sarhoş harami 27. görünmez hayali yok harami. 28. şarkıcı harami 29. sarışın harami 30. eski harami 31. pazarlamacı harami 32. dj harami 33. erotik harami 34. yaşlı harami 35. harami bebek 36. deli harami 37. imam harami 38. az pişmiş harami 39. sondan bir önceki harami. 40. son harami.

3 yorum:

  1. ben de cöl kumunda cekirdek aramaktan büyük bir mutluluk düsünemiyorum da, yine de issiz haramiyle dj haramiye cok güldüm:))) harika bir öykü olmus. sagol.

    YanıtlaSil
  2. süper:)ilk ziyaretim ama tam onikiden!

    Harami listesi beni çok eğlendirdi.Bir çöl hikayelesinden Arap bir dilber olmadan hikaye çıkmış ya,çok beğendim...

    YanıtlaSil
  3. aqua-s, neslihan: sizin de eğlenmenize sevindim:) listeyi hazırlamak çok keyifliydi, hatta "keşke ali baba ve doksan altı haramiler olsaydı" bile dedim:)

    YanıtlaSil