16 Eylül 2010

yüksek be!

daha önce söylemiştim, bende yükseklik korkusu var. aslında bir güvende hissetmeme duygusu, kopacak, parçalanacak, patlayacak endişesi neden oluyor buna. araba, otobüs, tren de sıkıntı yaratır bende. bir de yüksekteysem bu sıkıntı yükseklikle orantılı artıyor. eşyaya, alete güvenmiyorum sonuç olarak: bin yıl bekler bozulmayı, kırılmayı, parçalanmayı ve sen yaklaştığın anda "evet zamanım doldu!" der ve hayatına irili ufaklı bokluk katar bu eşya, alet milleti!
yandaki foto, aşağıdaki videodan [heh!]. iki abi, yaklaşık 550 metre yüksekliğinde, verici istasyonu gibi bir şeye tırmanıyorlar. bu 550 metreyi asfalta yatırsan, ne bu afra tafra dersin ancak gökyüzüne doğru yükseldiğinde karşısında saygıyla eğilmek zorunda hissediyorsun. öyledir; hepitopu üç metrelik biri çıksa karşına, "dileyim senden ne dilersem?" diye sorsa, şüphesiz, "en az üç şey dile abi" dersin ya, dersin, düşün, bu 550 metre!
[ağızdan çıktığında basit gibi gelen şeylerdir şu ölçü birimleri, yaşadığın yerde yedi metrelik bir uzunluk tespit edebilirsen (salona geç salona) gözyaşları içinde hak vereceksin kalecilere!]
şimdi şöyle bir şey var, sorumlulukların ve ihtiyaçların karşılanamadığında zorunlu olarak çevreye bakınırsın ve sana "olanaklar" sunulur ya, işte, prensesi güldür akşama arkasına geç, şu bok çukurunu temizle bi' şarap parası falan filan... yani yapılması gereken [daha kötüsü hiç de gerekmeyen] [neyse] bir iş mutlaka vardır ve o işi yapmaya hazır onlarca insan kuyruktadır.
- selam, eve bi' şeyler götürmem gerek.
- bir kule dikeceğiz, 550 metre!
- [hıms, 1000 metre değilmiş en azından. heh!] dikelim abi?
- yarın sabah altıda gel. aslında dokuzda ya da on birde gelsen de olur ama çağ az uyumanı gerektiriyor.
- önemli değil baba, hiç hatırlamam zaten düşlerimi.
neyse, abartmayım; insanlık için iyidir mutlaka, o kulenin dikilmesi. yüzlerce kilometre uzaktaki insanların hayatını kolaylaştırıyordur, şudur budur. demek isterken uzattım ama demek istiyorum ki, insanlık çok şaşırtıcı şeyler yapıyor. 550 metre yüksekte somun-civata işi yapıyor; o da yetmiyor, hani yaptın bitti, orda dursun değil, arada sırada bunların bakıma, tamire ihtiyaçları oluyor.
haydi çık ta ebesinin...
belki de adrenalin manyaklarıdır, üzerine para verebilecekleri bir şey için deli para alıyorlardır, bilmiyorum ama, şu video, evet, kan basıncımı oynattı! daha yarısında "eh yeter, hadi inin, yeter, lütfen!" dedirtti bana.

5 yorum:

  1. Ellehim yereppim yüksekten korkmam ama videoyu izlerken hele şu en kırmızı uç kısımlara çıkarken yieeh mınago dedim. Lavuklar bir de kancasız çıkıyor sanırım. Yani kancaları çıkarken elleriyle takıyorlar hoş onu da artizlikten takmamış ipneler. Bir kaç ay evvel Hatay-Samandağ arasında yüksekce bir tepede bulunan rüzgar güllerinde bakım varmış Hatta gördüm de vinçle tepeye çıkmışlar. Aletin yüksekliği geçtim tepede yüksek. Her neyse o gün orada çalışanların ikisi de ölmüş sanırım. Vincin sürücüsü aracı bırakıp gidince vinç hareket etmiş tepedeki elemanı o kadar yüksekten hatta tepeden aşağı fırlatmış sürücü de araca yetişeyim derken altında kalarak feci şekilde rahmetli olmuşlar. Aklıma ilk onu getirdi.

    YanıtlaSil
  2. ayol sanki bagdat caddesinde yuruyor adam. soguk terler doktum izlerken, zaten dayanamayip yarisinda kapattim..ben ki bu yaz neredeyse tandem diving yapacaktim 4000 m' den, demek ki bu bir ruyaymis:D
    hihihihihi

    YanıtlaSil
  3. İyi tarafından bakalım: 550 metreden düşersek zaten yere varana kadar kalp krizinden gitmek suretiyle ölmüş olacağımızdan çarpma anındaki korkunç acıları hissetmeyiz. :P

    Bu arada, Ankara'da oturanlara Lunapark'taki "60 metre" isimli deli zımbırtıyı şiddetle tavsiye ediyorum. "Allahım, sana geliyorum!" dedirtiyor, o derece! :))

    YanıtlaSil
  4. #buzcevheri; diyorum işte, vinç dediğin bıraktığın yerde durur, olayı odur hatta! araç gereç bir şekilde ölmemizi istiyor, gerektiğinde bu vinç gibi elinden geleni yapıyor. yazık olmuş adamlara... #pLn, hayır bir de hafif sallanıyor çıktıkları kule, bir yandan da rüzgar; bir de küçücük bir yere ikinci adamın çıkması! #Joujou; o kadar yüksekten düşünce yeryüzü jeton etkisi yapıyormuş, uzaklara göçmüş akrabalarımızı falan arayabiliyormuşuz :)

    YanıtlaSil
  5. Hocam böyle mi anlaştık?Hem yüksekten kork hem de böööyle videolar izle:)))

    Oldu mu,iyisi mi biz seninle Eyfel'den başlayalım ama tabii ki bizim uçaklarla gideceğiz,trenle değil:)))Ben yanında neşe ile otururum vallahi;hostes efekti yaparım..sonra da Eyfel'de hatıra fotoğrafı çektiririz,sonrası mı?...Yemekler benden::))

    Şaka bir yana ben de korktum vallahi;işim çok zor,stresli demeyeyim de abilere ayıp olmasın...

    Sevgiler,
    Nesli

    YanıtlaSil