24 Ekim 2009

witold gombrowicz

daha önce bir iki kere ismi geçen (bir, iki ve üç) witold gombrowicz, en sevdiğim yazarlardan biri. atlantik ötesi, bakakaï, pornografi, ferdydurke, kozmos, taammüden cinayet (bakakaï'de yer alan bir öykü) isimli kitapları türkçede yayınlanan polonya doğumlu, garip bir adam gombrowicz.
geçenlerde eski evde eşyaları toplama - atma işi sırasında, sakladığım yazılar arasında, cumhuriyet gazetesinin kitap ekinin 9 mayıs 1996 tarihli 325. sayısından, yazara ayrılmış üç dört sayfayı buldum. "magazine litteraire" dergisinin gombrowicz özel sayısından yararlanarak, yaşar avunç (ferdydurke ve atlantik ötesi'nin çevirmeni) hazırlamış. aşağıdakilerin büyük kısmı, işte oradan alıntı...

ama öncelikle kozmos'tan kısa bir bölüm; gombrowicz amcanın neler anlattığına dair küçük bir örnek:

çalılıkların daha içlerine daldı, açıklıklar, birbirine girmiş fındık ağaçlarıyla çam dallarından oluşmuş loş boşluklar. yaprakların, dalların, ışık beneklerinin, sıklıkların, seyrekliklerin, sapmaların, sıkışmaların, aralanmaların, açıklıkların ve daha bir sürü şeyin oluşturduğu bu cümbüşe daldı gözlerim, sayıp bitiremeyeceğim daha bir sürü şey, tekdüzeliği çeşitli lekelerle bozulmuş bu mekanda ilerliyor, derken kayboluyor, yatışıyor, acele ediyor, ne bileyim, tahteravalli yapıyor, seyreliyordu... kaybolmuş, terden sırılsıklam, ayaklarımın altında kara, çıplak toprağı duyuyordum. orada, dalların arasında, bütün bunları aşan, başka, garip, belirsiz bir şey vardı. arkadaşımın gözü de o garipliğe takılıp kalmıştı.
- bir serçe.
-ya, öyle.
bir serçeydi. demir bir telin ucunda bir serçe. asılmış. küçücük başı yana düşmüş, gagası açık kalmış. dallardan birine tutturulmuş ince bir demir telin ucunda öylece asılı duruyordu.
tuhaf. asılmış bir kuş. asılmış bir serçe. insanın gözüne batan bu tuhaflık, buralardan bir yaratığın, adına insan denen bir yaratığın geçtiğine işaretti. ama kim? kim asmıştı bu serçeyi oraya, neden, hangi nedenle yapılabilirdi ki böyle bir şey? zihinde kurulabilecek milyonlarca bileşime açık bu bitki bolluğu içinde belli belirsiz hatırladıklarım, tren yolculuğu sırasındaki sarsıntılar, lokomotifin gecenin karanlığı içinde çıkardığı gürültü, uykusuzluk, açıkhava, fuchs'la yaptığım yürüyüş, annem jania, mektup hikayesi, buz gibi donup kalmasına yol açtığım ihtiyar roman, bunların dışında da fuchs'un bürosundaki şefiyle başının dertte olması, çitler, pis yol, topuklar, çoraplar, çakıl taşları, yapraklar ve bütün bunların oluşturduğu yığının sanki hep birlikte diz çökmüş bir insan kalabalığı gibi dönüp dolaşıp o serçede toplanmasıydı, o tuhaf serçede; o unutulmuş köşeden hepsinin üzerine ağırlığını koyuyordu.
- kim asmış olabilir ki?
-veletin biri.
-yok. çok yüksekte.
-gidelim.
ama yerinden kupırdamıyordu. serçe asılı duruyordu. toprak, yer yer bitmiş çimlerin dışında çıplaktı. çevrede bir sürü şey sürüklenip duruyordu: kıvrak bir sac parçası, bir odun, bir başka odun, yırtık bir karton, bir değnek, bir pislikböceği, bir karınca, başka bir karınca, adını bilmediğim bir böcek, bir ocak odunu ve daha bir sürü zabazingo; her taraf bütün bunlarla koruluğa kadar, çalılığın köklerine kadar doluydu. bütün bunları, benim gibi o da gözlemliyordu. "gidelim." ama çakılıp kalmıştı, bakıyordu, serçe asılı duruyordu, ben de öylece durmuş bakıyordum. "gidelim." "gidelim." kıpırdamıyorduk, bu arada belki de orada gereğinden fazla duraklamıştık ve çekip gitmek için elverişli an geçip gitmişti... o hareketi yapmak artık daha zordu, durum daha elverişsizdi, biz ikimiz ve çalılığa asılmış o serçe... ve bana öyle geldi ki bu işte bizim neden olduğumuz bir oransızlık, beğeni eksikliği ya da yakışıksızlık vardı... uykum gelmişti.
-haydi, yola koyulalım! dedim ve serçeyi korulukta bırakarak oradan ayrıldık. [kozmos, can yayınları, 1992, sayfa:10-11, çeviri: aykut derman]



"(...) gombrowicz otuz yıl boyunca çeşitli yapıtlar verdi. tiyatrosu, değişik bir erotizmi ile romanları, yapmacıklı bir biçimde içten güncesi, sanat düşmanı bağımsız tutumları ile kendisini eleştirenlerin bile saygısını kazandı. 1967'de 'kozmos' adlı romanı ona uluslararası edebiyat ödülünü kazandırdı; artık geriye nobel ödülünü almak kalmıştır; ama bir oy farkla bu ödülü japon romancı kawabata'ya kaptırdı. kendisini fransa'da vence'a görmeye geliyorlar. 1968 olayları ile ilgili sorular soruyorlar ona ve hatta kimi zaman, onu ciddiye alıyorlar. ne yanıt mı veriyor? işte yanıtı: 'benim ahlak anlayışım, önce insanlığım adına karşı çıkmakta, başkaldırımı ironiyle, acı alaylarla dile getirmekte toplanır.' satranç oyuncularına özgü bir sakınganlıkla bu yer değiştirmiş aristokrat, stratejiler düzenliyor. astımlı haliyle odasından çıkmadan kendisinden söz ettiriyor." [manuel carcassonne]



ferdydurke:
"ferdydurke zırva, grotesk, aykırı bir roman gibi görünse de gerçekte 20. yüzyıl insanının derin ve acıklı bir analizidir. otuzunu geçmiş roman kahramanı, eğitimci-öğretmen pimko'nun etkisi altında onbeş yaşında bir delikanlıya dönüşür ve olağanüstü serüveni önce lisede başlar, sonra pansiyoner olarak kaldığı evde ve teyzesinin malikanesinde sürer. ana tema, çağdaş insanı kabul etmeyi reddetmekte ve olgunlaşmamışlığı yermekte toplanmaktadır. bu insan bozulmuştur, hiçbir zaman içten değildir, olgunluğa erişmemiştir, son derece yapaydır. romanda modern gençliğin üzücü bir imgesi göz önüne serilmektedir. uygarlığın bozduğu, bir 'yanaşma' ile simgeleştirilen bir gerçek insan arayışı olumlu sonuç vermez. yanaşma zavallı, daha önce efendilerine boyun eğmiş, miskin, tembel biridir. kahramanın aşkı da klasik bir bayağılık içermektedir. gombrowicz'in bu romanı beklenmedik gelişmeleri, dokunaklı yergisi, acımasız mizahı ile okuyucuyu güldürmekte ise de gerçekte karamsar bir yapıttır. konformizm ve ürkekçe başkaldırı arasındaki bütün çatışmalar, sonunda içgüdülerin sel gibi ortalığı kaplamasına insanların birbirlerine girmelerine yolaçar. ne var ki roman aynı zamanda iyimser bir yapıttır, çünkü kurulu düzeni sarsmak için ufacık bir hareket yeterlidir. uygarlığın, eğitimin, modern bilimin, toplum düzeninin, sanatın neden olduğu bozuklukları şiddetle protesto eden yazar, 'çocuklaştırılmış' insanı kurtarmak için, onun içten olmasını sağlayacak yeni bir anlatım biçimi bulması gerektiğini gösteriyor. tuhaf, derin, ironik, çılgınca bir kitap." [cumhuriyet dergi, sayı: 325, giriş bölümünden]

"ferdydurke'nin filmi de çekildi"

ünlü polonyalı sinema yönetmeni jerzy skolimowski yirmi yıllık sürgünden sonra eski bir düşünü gerçekleştirdi. filmin çekileceği haberi duyulur duyulmaz gombrowicz'in ve skolimowski'nin hayranları kuşkularını gizleyememişlerdi: ferdydurke, "sinemaya uygulanabilir" yapıtları içinde gombrowicz'in en güç uygulanabilir yapıtı idi. yazarın o gümbürtülü dili ve değişik tonları, kitabın yapısı bir yana, ekrana nasıl aktarılacaktı?(...) "kitabı on dokuz yaşımda iken keşfettim, diyordu; ne var ki bu kitabı film yapacak gücü ancak bugün kendimde buluyorum." evet, "ancak bugün"; çünkü bu ünlü yönetmeni yazara yaklaştıran o sürgün deneyimi idi; gombrowicz gibi skolimowski de mesleğinin daha başlangıcında, ingiltere ve amerika'da çevirdiği filmlerle uluslararası üne kavuşmadan önce polonya'dan ayrılmıştı. gombrowicz'in büyük hayranı olan skolimowski'nin yazarın dünyası ile tanışması kaçınılmazdı, ama birçok kimse "moonlighting"in yönetmeninin örneğin "pornografi" gibi "sinemaya daha iyi uyarlanabilir" romanlara yöneleceğini umuyordu. (...) "ferdydurke benim kendi güncem gibi bir şey. gombrowicz'in sinemaya aktarılamayacağını biliyorum, ama onun o kışkırtıcı düşünce biçimine sadık kalmaya çalışıyorum."
skolimowski new york'ta üniversite öğrencisi genç senaristlerle olanaksız olarak kabul edilen senaryonun yazılması için bir yıldan fazla çalıştı. ancak üç sahnede kitabın bir ya da iki bölümüne sadık kalmayı yeğledi ve kitapta bir ya da iki bölümde görünen kimi kişileri geliştirdi. böylece bakakaï'deki bir öykünün kişileri, philidor ile anti-philidor -ki bunlar daha sonra ferdydurke'de yeniden yer almışlardır- filmde tüm senaryo boyunca yer alıp romanın öykücüsü ve kahramanı o polonyalı candide'i izlerler.
(...) ferdydurke, gombrowicz'in değiştirmiş olabileceği biçimde bir film oldu. yazarın 'günceler'inde ve 'polonya anıları' adlı yapıtında acının ve kötülüğün birbirine karıştırılarak romanın yeniden yazılması gibi bir durum ortaya çıktı. [nicolas saade, cabiers du cinéma'nın eleştirmeni. çeviri: yaşar avunç]
(film "30 door key" ismiyle biliniyor)



ferdydurke'cilerin gizli derneği:
(...)
"şu da bir gerçek ki biz gençler için gombrowicz'in yapıtları ve düşüncesi despotluğun baskısına, stalin ekolünün, kitle iletişiminin, aynı zamanda aşırı sağcı gerici çevrelerin 'beyin yıkamaları'na karşı çok güzel bir siper oldu. bu yapıtlar ve düşünce bize belki bir seçkinlik, bağımsızlık hakkı veriyordu. biz 'ferdydurkeciler' bir tür gizli dernek oluşturuyorduk. totaliter bir ülkede bunun taşıdığı bütün risklere karşın. fransa'ya her gidişimde ünlü 'kultura' dergisinin yayımladığı kitaplarla dopdolu bir valiz elimde dönüyordum -özellikle gombrowicz ve czeslaw milosz'un kitapları-. bu, üç yıllık bir kesin hapis cezasını göze almak demekti. bizi aldatan iktidarı aldatmak, ateşle oynamak neredeyse, elbette gombrowicz'in yaptığı gibi, bir çeşit spordu.
"bir kez polonyalı eleştirmenlerin en iyilerinden biri olan michal glowinski'ye, acaba zygmunt krasinski'nin, adam mickiewiz'in 1855'te ölümünden sonra onun hakkında söylediği şu sözlerin gombrowicz için de geçerli olabileceğini düşünüp düşünmediğini sordum: 'o benim kuşağımdan insanların sütü, balı, ödü, yüreğinin kanı idi; biz ondan doğduk.' glowinski'nin yanıtı şöyleydi: 'kesinlikle öyle. hepimiz onun dilini konuşuyoruz.' " [christophe jerewski , ozan ve çevirmen. çeviri: yaşar avunç]


(gıcık bir ses tonu var; dediklerini anlamadım elbette)

gombrowicz'in erotizm üzerine düşünceleri:
"bana sorduğunuz her soruya yanıt veremediğim için özür dilerim. bu konudaki düşüncelerimi kısaca açıklamama izin verilirse, erotizm sanatçının, elinde zarifliğin, çekiciliğin kapısını açan bir anahtardır diyeceğim. öyleyse bir anahtarın son derece sakınımlı bir biçimde kullanılması gerekir. özellikle de şiirsiz ve tutkusuz erotizm olmaz; soğuk, ussal, kaba bir erotizm sanatsal felaketlerin en kötüsüdür. bana öyle geliyor ki bu alanda sanatçı için günümüzde duyarlılık açısından büyük bir güçlük, aynı zamanda da çok güzel bir olanak ortaya çıkıyor, çünkü modern 'eros', 'düşüklük' ile bağlantılı gibi görünüyor. 'güzellik'in kendisi 'düşüklük' oluyor.
"modern insana bakınız biraz: tanrısızdır ve yalnızdır; onun için 'güzellik'in dış olanakları ortadan kalkmıştır. öyleyse modern insanlık yeniden bir hayranlık, bir büyülenme kaynağını nerede bulabilir? kendi içinde, kendi gönlünde, sonsuz gençliğinde, her yeni kuşakla birlikte ortaya çıkan o çiçeklenmede mi acaba? demek ki bugün 'güzellik', 'gençlik'tir. erotizm de bizi gençliğe doğru götürüyor. ama gençlik ne yazık ki düşüklüktür. bu, üzücü ve kötü bir paradokstur.
"öte yandan, erotizm aynı zamanda çirkinliği; çok çirkin, iğrenç, kabul edilemez olanı yaratmak için bir anahtardır. bu yaratma öyle gelişigüzel, düşüncesizce gerçekleşmez; bu işe neden ve nasıl girişildiğini çok iyi bilmek gerekir. işte sanatçının o zaman özellikle ozan, her şeyden önce ozan olması gerekir diye düşünüyorum. kimi zaman bana ahlaksız, cinsel sapık, röntgenci falan diyorlar. yüzeysel ve budalaca yalanlar bunlar. pornografiden nefret ederim. yazdıklarımda arıyım ben." [bu metin 1968'de kaleme alınmış. çeviri: yaşar avunç ]

2003 yılında pornografi de filme çekildi. jan jakub kolski'nin yönettiği pornografia'dan kısa bir bölüm aşağıdaki. ferdydurke kadar olmasa da pornografi de sinemaya aktarılması zor bir kitap aslında. (film internet üzerinden kolayca bulunabiliyor; altyazısı da var)

video

ayrıca :
gombrowicz insanı - osman fırat baş
witold gombrowicz ve ferdydurke - ahmet sevgi ( polonya cumhuriyeti büyükelçiliği)
witold gombrowicz : ekşi sözlük
wikipedia sayfası (ingilizce)
witold gombrowicz - operetka
witoldgombrowicz.blogspot.com
hell meets henry halfway
hell meets henry halfway'den bir bölüm
sahaftan "gombrowicz ve eleştirmenler" isimli "satılık" kitap (lehçe)

görseller:
bligoo.com
teatry.art.pl
picasaweb.google.com



witold gombrowicz'in yaşamöyküsü:

1904 - 4 ağustos. maloszyce'de (polonya) doğdu. babası jan-ounfry toprak sahibi ve bir sanayici sendikası başkanı idi. annesi antonina kotkowska da toprak sahibi bir aileden geliyordu.
1906 - gombrowicz'ler bodzewchov'a yerleşiyorlar.
1910 - eğitimine lalalarla başlıyor. fransız mürebbiyelerden fransızca öğreniyor.
1914 - savaş sırasında küçük çatışmalara katılıyor.
1915 - ailesiyle varşova'ya yerleşiyor ve bir mürebbiye ile özel eğitimini sürdürüyor.
1916 - aristokrat çocuklarının gittiği st. stanislas kostka lisesine yazılıyor.
1920 - ilk kitabını yazıyor: aile arşivlerine dayanarak kaleme aldığı isle öyküsüdür bu. yayımlanmamış, yalnızca daktilo edilmiş olarak kalmıştır.
1923 - varşova üniversitesi hukuk fakültesine kaydoluyor ama derslere karşı ilgisizdir. bu sırada bir muhasebecinin öyküsünü anlatan ilk romanını yazmaya başlıyor, ama ardından bunu yırtıp atıyor.
1926 - hukuk fakültesi'ni bitiriyor. paris'te hautes etudes internationales'e yazılıyor ancak bu kentte bir yıl kalıp, derslerini derslerini önemsemeden düzensiz bir yaşam sürüyor.
1928 - öyküler yazmaya başlıyor.
1930 - edebiyatçıların toplandığı kahvelere girip çıkıyor.
1933 - öyküleri 'olgunlaşmamışlık dönemi anıları' adı altında yayımlanıyor.
1934 - ziemianska kahvesinde edebiyatçı masası kuruyor. tiyatro oyunu 'burgonya prensesi yvonne'u ve 'philifor ile philimor'u yazmaya başlıyor. bu son iki yapıt daha sonra ferdydurke'nin içinde yer alacaktır.
1935 - 'burgonya prensesi yvonne', 'skamander' dergisinde yayımlanıyor. ferdydurke'yi yazmaya başlıyor. bu romanı için iki yıl boyunca günde birkaç saat çalışıyor.
1937 - ekim ayında ferdydurke varşova'da roj yayınları'ndan çıkıyor. akşam gazetesi 'express wieczormy'de 'büyülenmişler' adlı bir romanı da tefrika ediliyor.
1939 - "chroby" gemisi sahipleri tarafından, geminin ilk seferine çıkması dolayısıyla gombrowicz arjantin yolculuğuna davet ediliyor. polonya ile ilgisi kesilen yazar arjantin'de yirmi yıl kalıyor.
1940 - buenos-aires'ta yoksulluk içinde, yardımlarla, ödünç aldığı paralarla küçük otellerde kalarak yaşamını sürdürüyor. yavaş yavaş çevresinde bir dost grubu oluşuyor. bohem hayatı yaşıyor yazar.
1944 - 'evlenme' adlı oyununu yazmaya başlıyor. aynı zamanda 'şölen' adlı bir öykü de yazıyor.
1947 - 'evlenme' buenos-aires'te ispanyolca yayımlanıyor. 'atlantik ötesi'ni yazmaya başlıyor. 'sıçan' adlı bir öykü de yazıyor. polonya'daki komünist rejim yüzünden ülkesine dönmek istemiyor. bir polonya bankasına giriyor.
1950 - paris'teki polonyalı göçmenlerin dergisi 'kultura' ile ilişki kuruyor. 'atlantik ötesi' bölümler halinde bu dergide yayımlanıyor.
1952 - kultura dergisinin bir yayını olarak 'atlantik ötesi' ve 'evlenme' kitap olarak çıkıyor.
1953 - kultura'da 'günce'si yayımlanıyor.
1955 - 'pornografi' adlı romanına çalışıyor. 'operet' adlı bir müzikli komedi yazmaya başlıyor.
1957 - polonya'da rejim değişikliği. 'günce'si dışında tüm yapıtları ülkesinde yayımlanıyor. 'burgonya prensesi yvonne' adlı oyunu krakow'da sahneye konuyor. bütün yapıtları çok büyük ilgi görüyor. aynı zamanda paris'te 'preuves' dergisinde françois bondy'nin 'ferdydurke'ile ilgili coşkulu bir yazısı çıkıyor. maurice nadeau bu romanı kendi koleksiyonunda yayımlamayı öneriyor. 'ferdydurke' böylece 'les lettres nouvelles' adlı koleksiyon içinde jullard yayınları'nda fransızca olarak basılıyor. kultura yayınları'nda da 'günce'nin ilk cildi çıkıyor.
1958 - 'ferdydurke' paris'te, belli bir elit tabakayla sınırlı olsa da, büyük sükse yapıyor. roman, flamanca dışında neredeyse dünyanın bütün dillerine çevrilmeye başlıyor. yazarın sağlığı bozuluyor. ilk astım krizini geçiriyor.
1960 - 'pornografi'nin ilk lehçe baskısı kultura'da çıkıyor.
1961 - ilk kez kultura dergisinin edebiyat ödülünü kazanıyor.
1962 - 'pornografi' julliard yayınları'nda çıkıyor. 'günce' 1957-1961'i kultura yayımlıyor.
1963 - ford vakfı tarafından bir yıl için berlin'e davet ediliyor. 8 nisanda arjantin'den ayrılıyor. bir ay paris'te kalıyor. 15 mayısta berlin'e geçiyor.
1964 - paris'te théâtre récamier'de 'evlenme' adlı oyununun prömiyeri yapılıyor. nisan ayında hastalanıp, berlin'de iki ay bir klinikte yatıyor. astımı ağırlaşıyor. 25 ekimde fransa'dan vence'a geliyor ve ölümüne kadar burada kalıyor.
1965 - aralık ayında 'kozmos' kultura yayınları'nda çıkıyor. paris'te théâtre de france'da 'burgonya prensesi yvonne'un prömiyeri yapılıyor.
1966 - julliard yayınları 'kozmos'u yayımlıyor. gombrowicz 'operet'i bitiriyor. 'günce'sinin 3. cildi ve 'operet' kultura yayınları'nda lehçe olarak çıkıyor.
1967 - 'kozmos' adlı romanıyla uluslararası edebiyat ödülü'nü (formentor ödülü) kazanıyor. christian bourgois yayınları'nda 'paris-berlin güncesi' çıkıyor. 18 kasımda kalp krizi geçiriyor (miyokard enfarktüsü). 28 aralıkta arkadaşı marie-rita labrosse ile evleniyor.
1969 - ikinci bir kalp krizi geçiriyor. 24 temmuzda vence'da gece yarısı solunum yetersizliğinden ve enfarktüsten ölüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder