steve martin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
steve martin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2009

dead men don’t wear plaid

1982 yapımı enteresan bir film "dead men don’t wear plaid". steve martin baş rolde ama baktığında öyle bir kadro var ki: ava gardner, burt lancaster, humphrey bogart, cary grant, ingrid bergman, bette davis, lana turner, kirk douglas...

filmin orijinalliği şu: eski siyah beyaz amerikan filmlerinden alınan sahneleri, şahane bir kurgu ile filme yedirmişler. steve martin'in de senaryoda parmağının olduğu bu absürd komedi filminin dvd versiyonu yayınlandığı için pek bir mutlu oldum. dvd özelliklerine bakacak olursan: ses çift kanal (eh eski bir film...) ve hiç bir ekstra yok. buradan da anlıyoruz ki, bu dvd'nin, filmin kendisi haricinde hiç bir özelliği yok. yapım, çekim aşamaları; kamera arkası ve çekim hataları görüntüleri olsa harika olurdu. evet isterim ben öyle şeyler herkes gibi... eh buna da şükür.

filmde steve martin şahane bir dedektif. çok komik / garip özellikleri var tahmin edilebileceği gibi. "hadi eski filmleriden sahneleri oraya buraya ekleyip enteresan bir film yapalım" dememişler; filmin kendine has, özel, absürd bir mizah anlayışı var. elbette eski filmlerden alınan sahneler ile uyum ayrıca bir keyif veriyor. o eski filmleri izlemiş, konuya yabancı olmayanlar eminim çok daha keyif alacaklardır. üzgünüm ki bende o dananım yok. hatta yıllar önce, televizyonda yayınlanan eski bir filmden bir sahneyi gördüğümde, "aa steve martin'in filmindeki sahne" demiştim. dün gibi hatırlarım.

aşağıdaki, filmde en sevdiğim sahnelerden biri. steve martin'in kendisi, filmin ilginç yapısı, benim "mutlaka izlenmeli" lafım, şu bu yeterli gelmediyse üç dakikanı ayır izle derim. ama şunu da eklemek isterim ki sahne, doğası gereği, filmin içinde daha etileyici (komik).


devamını göster

01 Temmuz 2008

los angeles hikayesi

romantik komedi deyince aklıma meg ryan geliyor; kendisine hayran olan milyonlardan biriydim bir zamanlar... "meg ryan ile bir ilişkim olsa, onu yerli yersiz üzer, zırt pırt ağlatırdım" diyordum; filmlerinde salya sümük "zırlaması" her zaman çok sempatik gelir çünkü bana... işte "romantik komedi" hissiyatı ve ben!
ama benim de zaafımlarım var, itiraf etmeliyim: l.a. story muhteşem bir film!
son derece romantik hem de komik bir film... bu filmi defalarca izledim, defalarca da izlerim... steve martin zaten saygıda kusur etmediğim bir insan. (son dönem filmlerini pek bilmiyorum ne yazık... bu arada son dönem'e bak ama: en az 14 sene! imdb'ye baktım şimdi, nerde kalmışım diye, 1994 tarihli en son seyrettiğim filmi! bir de "steve martin" hayranı, "onu bana sorun yahu!" ukalası geçiniyorum) yine de konuşmaya devam edeceğim: steve martin'in en çok "yalnız adam" filmini severim ve tabii iki beyinli adam, kirli çürük ve adi, roxanne, vs vs...
geçen sene en sevdiğim sahnenin fotoğraflarını koymuştum; bu sene kendimi müthiş geliştirmiş(!) olmamın belirtisi de olarak tüm sahnenin videosunu ekledim aşağıya. ama aslında şu da bir gerçektir ki filmde en fazla aklımda kalan tek bir karedir; ya da işte o kadar kısa bir yer:
 
   

"bulanık (flu?) bir yeşilliğin önünde bir kadın kesin güzel görünür" gibi bir önyargım, bu kare(ler) yüzünden... yoksa kırmızı yeşil kontrası mı sadece? yok, her şeyi bilmem gerekmiyor... ama ölmek üzere can verirken, hani her şey geçecekse gözlerin önünden, filmler klasmanında, bu filmden sadece yukarıdaki fotoğraf geçecek, bir an, hiç şüphem yok! 
her neyse, asıl konuya dönersem; güzel, yalnız, alıngan ve badem gözlü ülkemde bu "harika" film, nihayet dvd formatında piyasaya sürüldü. filmin görüntüsü neyse de ses kalitesi stereo olmasaydı keşke... (iki laf etmiş olayım bari dvd hakkında)

 

devamını göster

04 Ağustos 2007

l.a. story

ben bir uzaylı (dünya dışı akıllı varlık) olsaydım ve bana dünya gezegenini tanıtma amacıyla l.a. story filmini izletselerdi; dünyayı çok severdim. hele bir de soğuk bir bira sunsalardı, şöyle iyi bir müzik eşliğinde, gerçekten de dünyanın hastası olurdum.
ne fayda ki ben bir uzaylı değilim, dünya da l.a. story'deki gibi değil ve hep de bira içilmiyor.

-işaret levhasıyla konuştum; bana başımın dertte olduğunu söyledi.
-işaret levhasıyla konuştuysan başın derttedir zaten.






devamını göster