30 Nisan 2010

"you talkin' to me?"

robert de niro'nun "taxi driver" filminde canlandırdığı travis bickle, ayna karşısında özgüven tazelerken söylüyor bunu, hayali düşmanlarına: "you talkin' to me?"
aslında, (belki de tarantino'nun ince bir göndermesidir?) jackie brown gibi, birazdan parçası olacağı bir kompozisyona, duruma hazırlık falan yapmıyor. daha çok, sanki ayna karşısında oyun oynuyor. robert de niro'nun travis karakterini canlandırmadan önce yaptığı provalar gibi, travis'in de prova yaptığı söylenebilir. kısacası, hem kendisiyle hesaplaşıyor hem de hayata ve insanlığa karşı bir imaj yaratmaya çalışıyor.
olur da gerekirse, repliğin önemli kısmı şöyle:
"you talkin' to me? you talkin' to me? you talkin' to me? then who the hell else are you talking... you talking to me? well I'm the only one here. who the fuck do you think you're talking to? oh yeah? ok."
arıza işte. evet, övülecek, parmakla gösterilecek bir yanı yok bu herifin, ama sahne, replik ve robert de niro şahane. (şahane dedim de, taxi driver'da cybill shepherd şahanedir yahu, yani insan olarak...) aslında filmi genel olarak o kadar sevmem. özellikle müziği (ya da müzik teması) film boyunca tekrar tekrar çalıyor ya. (belki de müzik kötü? baba serisinde de tema müziği sıklıkla çalar ya da bir zamanlar amerika'da, ama onları izlerken rahatsız etmiyor beni). bir de çok geç izledim ben bu filmi, gözümde pek büyütmüşüm belki de, bilmiyorum ama "bu mudur yani?" diye diye izlemiştim tüm filmi. elbette iyi filmdir ama işte, dediğim gibi, öyle bayıldığım, aman efendim birazdan adaya düşeceğim yanıma almam gereken 100 filmin arasında taxi driver da olsun mutlaka, diyeceğim bir film değil...
bir de şu var: ayna karşısında insanın kendsiyle uğraşması ya da eğlenmesi... hiç de anormal bir şey değil. hani olur ya, göz kırparsın, dil çıkarırsın, kaş göz eğersin... evet konuyla doğrudan bir ilgisi yok ama şöyle şeyler geldi aklıma; hariçten gazel:
- "you talkin' to me?" sahnesine benzer şekilde ancak bu sefer, "did you fuck my wife?" diyen bir robert de niro.
- gülümseyip, "n'aber lan?" demek.
- aynayı yalamak.
- yansımanın arkasında biri var mı yok mu görmeye çalışmak.
- aynaya sabunla astronot başlığı çizip, çevreyi incelemek.
- aynanın karşısında parçalanmış ruhun tekrar tek parça olması. [spoiler mpoliler!]
- aynanın sana küfretmesini dinlemek.

her neyse, aşağıda bir takım el emeği göz nuru çeşitlemeler ve şu ya da bu nedenle "you talkin' to me?" sahnesine doğrudan göndermeler yapan videolar bulunuyor. zamanla, rastladığım diğer örnekleri de eklerim buraya.


benw99


blackpeace


citizenwolfie


leonidafremov


dave macdowell


tranmonster


loggezinho


rosepurpuradelcairo


yiğit özgür

wrestler mania: bir reklam filmi bu, bir dolu amerikan güreşçisi (ve bir iki büyük memeli kadın) taxi driver'ın ünlü repliğini canlandırmaya çalışıyorlar. yandaki görselde görülen arkadaş favorim oldu. işte, eğlenceli bir deneme silsilesi. ayrıca youtube üzerinden wrestler mania'nın diğer reklamlarına da bakmalı; genellikle ünlü filmleri merkeze alıp buna benzer eğlenceli bir dolu reklam filmi hazırlamışlar.



la haine: şahane fransız filminin en arıza adamı vinz (vincent cassel), travis bickle amcasının yolunda ya da ruh halinde. yönetmen mathieu kassovitz, repliğinden aynasına kadar bir saygı duruşunda bulunmuş; bir silah eksik! eh, varoş çocuğu nerden bulacak ki silahı? neyse, anlatmayım filmi ama şu kadarını söyleyim: bir filmde parmaklarınla silah yaparsan, o silah patlar. (çok güzel dedim, aferim bana)



coupling: dizinin üçüncü sezonunun altıncı bölümünden kısacık bir sahne. jeff aynayı görünce birden durur ve aklına şahane bir fikir gelir. oyun oynamanın yaşı ya da zamanı olmaz, aklına geldi mi ya da fırsatını buldun mu havaya girersin. eh, tamamen hayatı nasıl algıladığınla ilgili. jeff örneğin, neşeli, eğlenceli ve evet kafası biraz da garip işleyen biri. neyse, eğleniyor işte çocuk.



polite taxi driver: "that mitchell and webb look" isimli ingiliz komedi programındanmış. yiğit özgür'ün karikatürüyle beraber düşünülünce daha da bir komik sanki. ayna önünde, yalnız başına coşabilecekken, gerçeklik abi zihini dürtüyor ve ortaya çıkarmak istediğin travis'in aslında larry appleton'dan başka biri olmadığını kabul etmek zorunda kalıyorsun. heh!



world cinema dk: film festivali için tanıtım filmi. kristoffer kiørboe yönetmiş. ayna önünde maço muhabbetler yaparak eğlenen bir teyze (teyze mi?) eğlenceli bir durum çıkarmış ortaya. ne yapsın, içine mi atsın, hem yalnızken herkes delidir, hiç bir fırsatı kaçırmaz, biraz önce jeff için dediğim gibi, derhal uçuşa geçer. sonuç olarak, özellikle farklı dünyalar vurgusu yapan bir film festivali için çok başarılı bir tanıtım filmi olmuş.



tiny taxi driver: bu da bir film festivali için tanıtım filmi. pek bir numarası yok gerçi, hatta beğenmedim bile diyebilirim. bir kere akla gelebilecek ilk şeyi çekmişler ama burada akla gelen ilk şey pek de çarpıcı ya da zekice değil. eleman da enteresan bir şey yapmıyor. ya da ben bir şeyleri kaçırıyorum.





bollywood taxi driver: bir reklam filmi; taxi driver'a hoş bir gönderme yapmış sanki, emin olamadım. neyse de, adam da, konuşma şekli de komik sonuçta.






güncelleme(220610) :


goenetix

görsel (yani ilk görsel) : akutou-san

3 yorum:

  1. Ben asıl senin adaya düşersen yanına alacağın 100 filmi merak ettim :) üşenirsen ilk 3 tanesini yazsan da olur. :)

    YanıtlayınSil
  2. 3 film belirlemek, 100 film belirlemekten daha zor görünüyor:)
    şimdi "haydi adaya düşüyoruz, hemen hazırlanın" deseler, diye düşündüm ve filmlere baktım, ah mary vah mary, die hard ve korkak robert ford'un jesse james suikastı filmlerini seçtim aceleyle:)
    oysa bunlar kadar ya da bunlardan daha fazla sevdiğim en az 97 film vardır.

    YanıtlayınSil
  3. Geleceğe Dönüş 3'te de Marty'nin bir sahnesi var böyle.
    Ayrıca Yiğit Özgür'ün karikatürü beni benden aldı!

    YanıtlayınSil