09 Nisan 2008

eşşek kafalı maymun*

argo ya da küfür kullanımına karşı değilim; özellikle duruma, olaya cuk oturan, zeka kokan kullanımlarını seviyorum bile. ama bir noktalama işareti gibi kullanılması yani ağıza yapışması pek hoşuma gitmiyor. özellikle yaşlı insanların küfürlü konuşması çok komiğime gider örneğin; huysuzlardır ve ağızlarından bal damlar bazılarının.

benim gibi televizyonla, radyoyla hatta okuduğu gazete-dergiyle "konuşan" bir dolu insan vardır. bunun bir psikolojik bozukluk olduğunu zannetmiyorum. bu "konuşma" da genellikle argo kelimeler seçilerek gerçekleştirilir. özellikle tartışma, haber programlarında bir çok evden bir çok küfür güzel atmosferimize yayılıyordur bundan hiç şüphem yok.

komik aslında, düşünsene kelli felli ciddi bir adamsın, ya da başbakansın, "önemli" bir konuda düşüncelerini ifade ediyorsun, karşındaki adamlar pür dikkat ciddiyetle seni dinliyorlar. o sırada bu yayını izleyen pijamalı, ayak parmaklarıyla oynayan biri senin her cümlenden sonra küfürü yapıştırıyor. ünlü olduysan, bu durumu kabul edeceksin çünkü benzer şeyi sen de yapıyorsundur.

argo denilince insanın aklına hep cinsel içerikli şeyler geliyor; oysa argo sadece cinsel hayatla ilgili tehtitkar ifadelerden oluşmaz. karşında konuşan birine "sus lan cülük!" dediğinde, insan buna çok bozulur. oysa "cülük" nedir, civciv'dir yahu! hayır, ben de olsam bozulur ve o cülüğü açılmadan iade ettiğim gibi, bir kademe daha yıpratıcı bir şey bulurum, cülük yalnızlık çekmesin diye... işte, kimin ne zaman, ne maksatla söylediği de önemli; bir arkadaşıma "geri zekalı" gibi bir şey söylemiştim ve "yahu çok içten söyledin, bozuldum" gibilerinden bir reaksiyon vermişti; oysa "geri zekalı" normalde birbirimize sarf ettiklerimiz yanında o kadar "masum" kalır ki!

genellikle mizah dergilerinde açığa çıkan ve "ben espirili ve geniş bir kişiyim" derdindeki insan kişilerinde vücut bulan, "her boku küfürle anlatma, olur olmaz küfür etme" durumu ise genellikle çok sıkıcı. nasıl ki bazı durumlarda argo-küfür kullanımı cuk oturuyorsa, bazı durumlarda da çok "bantla tutturulmuş" gibi duruyor.

beyazıt öztürk'ün bir filmi vardı, ismini hatırlayamadım şimdi, ordan bir sahne görmüştüm; beyazıt öztürk'ün oynadığı karakter sanırım fırlama gibi bir şeydi. bir arkadaşına, beraber olduğu kızla cinsel ilişkiye girip girmediklerini, "n'oldu, şey'aptınız mı?" diye soruyordu. (tamamen atıyor da olabilirim ama ben böyle bir şey hatırlıyorum) yok artık! işte orada, o soruyu kimse öyle sormaz! filmlerde "gerçekçi" diyaloglar sanırım "gemide" filmiyle en net halini aldı. her "eşşoğleşek"e gülen, "a! canlı yayında bok dedi" diyen ama çatır çatır argo konuşan insanlar, böylece bir kademe atlamış oldular.
(bu konuda en ufak bir araştırma yapmış değilim, bu sefer kesin atıyorum) cem yılmaz'ın da dediği gibi; bir çanta kokainden bahseden mafya elemanları illa ki "bip"li konuşacaklar; yoksa maksadını aşan bir komediye dönüyor tüm o ciddi ifadeler.

(*)aslında bir mim pası geldi bana, cevval portakal'dan. onun pasını görmezden gelmek istemedim ama mim'e de katılmak istemedim. gerçi "argo" kullanmakla ilgili yazmak istiyordum, o yüzden isabetli de oldu ama en başta, "fak dis layf" sözü(!) pek bir "hadi leeen, git kumda oyna" hissi uyandırıyor. belki de günümde değilim: ben de cevval gibi bu konuya eğlenceli bir şekilde yaklaşabilirdim? bu çelişkili durumdan, bu şekilde sıyrılmaya çalışıyorum.

3 yorum:

  1. O ne dinleyip, okuyor ya da izliyorsa konuşan insanlardan biri olarak özellikle televizyon izlerken sağ alt köşede işitme engelliler haber bültenindeki kadının sığdığı yerden biraz daha küçük bir karede olmayı hayal ederim hep.

    YanıtlaSil
  2. Televizyonla ben de çok konuşurum, genelde şöyle olur:
    -Avrupa Birliği, bugü...
    -Yürrüüüü!!! ZAP!
    -Meme kanseri tedavis...
    -La get! ZAp!
    -Şüküfe evine dön. Şüküfe seni seviyom dön evine ühühü...
    -Euehueh hade leenn... ZAP!

    Mizah dergilerinde sürekli küfür ile alan kaplama çabası, çoğunlukla beni de rahatsız eder. Bu konuda tek bir istisna tanırım o da Memo Tembelçizer.
    Bu Mim zaten daha güzel karşılanamazdı, farkedildi mi bilmiyorum ama ben de mimin içeriğini biraz kısır görüp içine bir klasik Cevval postu yerleştirmeyi uygun gördüm. Sen bu konuda benden daha dürüst çıkmışsın, açık açık belirtmişsin durumu. :)

    YanıtlaSil
  3. şu japonlar cevap da veren elektronik eşyalar yapsalar acaba tüm büyü bozulur mu?
    (cevap da veren elektronik eşyaya robot demek istemedim...televizyon gibi, ya da douglas adams'ın asansörleri gibi şeyler demek isedim.)

    YanıtlaSil