15 Aralık 2008

ayakkabı fırlatma teknikleri


hayatta ne zaman nerede kime ayakkabı fırlatman gerekeceğini bilemezsin o yüzden hazırlıklı olmakta fayda var.
hiç şüphesiz, öncelikle iyi bir ustaya, öğretmene ihtiyaç vardır ve bu tür bir iş için en mükemmel insan, en az iki adet sekiz on yaşlarında, yaramaz çocuk sahibi bir "ortalama anne"dir. özellikle hızlı hareket eden küçük cisimleri vurmada kendini geliştirmiş bu mubarek insandan "hızlı terlik çekme" (önce terlik; zamanla ayakkabı...), "hedefe derhal odaklanma" ve "isabetli atış" dersleri almak gerekiyor.
tüm bu tekniklerde (ve terliklerde) zaman içinde ustalaştıkça, kısa sürede iki ayakkabı birden atacak düzeye gelebilirsin. (neden iki ayakkabı sorusunu gözardı ediyorum)

devamını göster

11 Aralık 2008

renk ses

ten kens, kanada'lı bir rock grubu. spanish fly isimli şarkılarının videosudur aşağıdaki. myspace sayfalarından üç dört şarkıları dinlenebiliyor. bearfight isimli şarkının videosu da güzel.


 

devamını göster

09 Aralık 2008

batman ve patlayamayan bomba

dark knight'ı daha yeni izledim; evet "joker" süper; buna ekleyeceğim bir şey yok. batman de süper; varoluşu gereği!

bir süre önce ölen (evet öldü o) batman, bilindiği gibi bir çizgi roman karakteri ve bir çok kere sinemada da kendini gösterdi. müziğini prince'in yaptığı, tim borton yönetimindeki 1989 yapımı "batman" isimli filmde jack nicholson "joker" rolündeydi. o film, eğlenceli bir filmdi, o zamanların "çizgiroman uyarlaması" anlayışına uygundu. ama bu son iki batman, yani christopher nolan'ın çektikleri, batman'e öyle bir karizma verdi ki, tim burton ve jack nicholson "sadece çocuklar için" birşeyler yapmış gibi bir pozisyona düştüler. (aslında öyle de?)

memento gibi, çok sevdiğim ve şüphesiz çok seveni olan bir filmi yapmış bu adamın "batman"e takılıp kalmasından rahatsızım; işin doğrusu budur. arada "prestige"ini korumak adına "başka" filmler çekmesi kurtarmıyor bu durumu. neden ama, batman düşmanı mıyım? hayır, bana ne, tamam, işin gerçeği, hiç ilgilenmiyorum batman ile; ben silver surfer, conan, rom, hulk severdim ama onlarla ilgili çekilmiş/çekilecek filmlere karşı da hiç bir sempatim yok. şudur ki; 1966 yapımı batman'den, "sanki mel brooks çekmiş" diye düşündüren aşağıdaki sahneyi izledikten sonra, o kadar karizma bu tipe fazla diyesim geliyor.

(yahu o nasıl bir bandodur, sadece üç kişiden uydurulmuş, abuk sabuk yerlerde gezinen!)

devamını göster

05 Aralık 2008

eric fortune

eric fortune 1976 yılında ohio'da doğmuş; kendini bildi bileli resim çizmeye karşı bir merakı varmış. hep öyle olur zaten; birden ortaya çıkar mı bu tür yetenek? belli olmaz aslında çıkabilir de? sanatçı kısmının (ve aslında her insanın normal olarak) ev çevresinde şekillenmeye başlaması şaşırtıcı değil; bazıları bunu özellikle vurgulamaktan çok hoşlanır. aslında bir bok beceremeyenler yapar bunu, maksat "inandırıcı" olmak sanırım. ülkemizin kötü şarkıcıları, "evde müzik eksik olmazdı" falan derler ya...

web günlüğünün güzel yanlarından biri de kimsenin "yahu ne ilgisi var, bahsetsene sanatçıdan falan ne geyiği bu!" demeye hakkının olmaması; serbest çağrışım yazabiliyorsun istediğin gibi... öyle ama, tamam adamın resimlerini çok beğendim ama yok ki o kadar resim bilgim resimlerini analiz edeyim (olsa da yapmam öyle bir şey) ya da şurda şu ödülü almış, küçükken at ısırmış, en sevdiği yemek mücvermiş, sol elinde yedi parmak varmış, kendisi hakkında abuk sabuk uydurma bilgilerden nefret edermiş falan filan gibi şeyleri araştırıp yansıtayım? sanırım öylesi çok sıkıcı olur; en azından benim için...

bu arada lafı sadece üst soldaki resim daha düzgün görünsün, diye uzatıyor olabilirim. takıntı işte. evet, bu paragrafı aklıma öyle bir şey geldiği için yazmaya başladım, itiraf ediyorum!

bak ne güzel şeyler çizmiş...
















devamını göster

27 Kasım 2008

lora zombie


jamie hewlett, sanal grup gorillaz'ın yaratıcılarından biri (diğeri damon albarn). kendisi tüm o görsel muhabbetin sorumlusu. lora ise, hariçten gazel gorillaz görselleri (de) yapan bir insan kişisi. banana.co.uk isimli sitesinde tüm işleri görülebilir.










devamını göster

26 Kasım 2008

soğuk

uykusunun geldiğini söyledi ve yatmaya gitti. ben içmeye devam ettim. sabah oluyordu ve hava soğumaya başlamıştı. bir yerlerde makineler çalışıyordu; çok uzaklardan gelen boğuk sesler işte... yıldızları seyrettim. herkesi etkiler galiba yıldızlara bakmak? gözlerimi kapadım ve içkimden bir yudum aldım.

gözlerim açıldığında, etrafın biraz daha aydınlanmış olduğunu ve soğuktan kaskatı kesilmiş olduğumu fark ettim. ayağa kalkamadım; çabaladım ama olmadı. hareket edemiyordum. bağırmak istedim ama sabahın köründe balkonda bağırmaya cesaretim yoktu. parmaklarımı bile oynatamıyordum. güneşin yükselmesiyle kendime gelecek değildim ya?

alabildiğim kadar nefes alıp bir süre bu havayı içimde tuttum. olanca gücümle nefes verdim. aynı anda balkon demirlerine çarptım. gürültü! bir süre öylece durdum. doğrulamadım yine. bir eşya, bir kağıt parçası gibi yapışıp kalmıştım.

“bu çok saçma!” dedim ve ayağa kalktım. donuyordum. odaya koştum ve yatağa girdim. dizlerimi karnıma çektim; gözlerimi yumdum.

uyandığımda kendimi çok hasta hissediyordum. yataktan çıkacak halim yoktu. başım çatlayacak gibiydi ve susamıştım. birinin odaya girmesini bekledim. kimse gelmiyordu.

olacak şey değil; susuzluktan öldüm.

devamını göster

22 Kasım 2008

gereksiz tarama

aşağıdaki karikatürleri, çizerleri (gani müjde hariç tutulabilir sanırım) şu anda görmek bile istemiyorlardır belki de; ünlü'nün gençlik zamanlarında çektirdiği çıplak fotoğraflardan nefret etmesi gibi? saçma bir benzetme yaptım çünkü bunlar "gençlik hataları" değil; usta doğmuyor kimse. çoğu otuz yıl öncesine ait bu "amatör" karikatürler gırgır (ve limon) dergisinde yayınlanmış...


(galip tekin- gırgır- sayı: 312-1978)


(gani müjde - gırgır- sayı: 308-1978)


(mehmet çağçağ - gırgır- sayı:315 -1978)


(bülent üstün - gırgır -sayı:808 -1988)


(selçuk erdem - limon - sayı:229-1990)

devamını göster