01 Temmuz 2008

los angeles hikayesi

romantik komedi deyince aklıma meg ryan geliyor; kendisine hayran olan milyonlardan biriydim bir zamanlar... "meg ryan ile bir ilişkim olsa, onu yerli yersiz üzer, zırt pırt ağlatırdım" diyordum; filmlerinde salya sümük "zırlaması" her zaman çok sempatik gelir çünkü bana... işte "romantik komedi" hissiyatı ve ben!
ama benim de zaafımlarım var, itiraf etmeliyim: l.a. story muhteşem bir film!
son derece romantik hem de komik bir film... bu filmi defalarca izledim, defalarca da izlerim... steve martin zaten saygıda kusur etmediğim bir insan. (son dönem filmlerini pek bilmiyorum ne yazık... bu arada son dönem'e bak ama: en az 14 sene! imdb'ye baktım şimdi, nerde kalmışım diye, 1994 tarihli en son seyrettiğim filmi! bir de "steve martin" hayranı, "onu bana sorun yahu!" ukalası geçiniyorum)
yine de konuşmaya devam edeceğim: steve martin'in en çok "yalnız adam" filmini severim ve tabii iki beyinli adam, kirli çürük ve adi, roxanne, vs vs...
geçen sene en sevdiğim sahnenin fotoğraflarını koymuştum; bu sene kendimi müthiş geliştirmiş(!) olmamın belirtisi de olarak tüm sahnenin videosunu ekledim aşağıya. ama aslında şu da bir gerçektir ki filmde en fazla aklımda kalan tek bir karedir; ya da işte o kadar kısa bir yer:



"bulanık (flu?) bir yeşilliğin önünde bir kadın kesin güzel görünür" gibi bir önyargım, bu kare(ler) yüzünden... yoksa kırmızı yeşil kontrası mı sadece? yok, her şeyi bilmem gerekmiyor... ama ölmek üzere can verirken, hani her şey geçecekse gözlerin önünden, filmler klasmanında, bu filmden sadece yukarıdaki fotoğraf geçecek, bir an, hiç şüphem yok!

her neyse, asıl konuya dönersem; güzel, yalnız, alıngan ve badem gözlü ülkemde bu "harika" film, nihayet dvd formatında piyasaya sürüldü. filmin görüntüsü neyse de ses kalitesi stereo olmasaydı keşke... (iki laf etmiş olayım bari dvd hakkında)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder